Giriş
(6)

şu çok mu saçma bir şey

dedim dedim de kime dedim
http://www.leatherman.com/tread-425.html?dwvar_425_color=10&cgid=wearables#start=1alsam bu ne lan der miyim?
www.leatherman.com

alsam bu ne lan der miyim?
0
dedim dedim de kime dedim
(01.08.17)
abi hakket bu ne? so gay.
0
secrex
(01.08.17)
Leatherman ürünleri pür kalitedir ama bu başkasının adına utanmak olur. Yapma.

Git bir tane adamakıllı çakı al. Yine 100 dolar ver gerekirse ama bunu alma.
0
yirmisantim
(01.08.17)
O fiyata degmeyecek bir sey. Yoksa akseuar yani, hosuna gidiyorsa takilir.
0
stavro
(01.08.17)
ben bunu takan adamla tanisirsam ilk etapta onu cok da ciddiye almam. bi suzme geregi hissederim.

ha baktim akli basinda bir adam, cok da sikinti yok, o zaman samimi muhabbet kurmaya baslarim. ehu ehu.
0
boyle buyurdum
(01.08.17)
Ay çok eğlenceli bir şeymiş ama sürekli demonte mobilya birleştirmiyorsanız baya gereksiz, aksesuar olarak çirkin zaten :)
0
kobuzchu kiz
(01.08.17)
kullanışsız görünüyor. bilekte kötü duruyor ayrıca www.markkitaoka.com
0
hasmetizm 2046
(01.08.17)
(16)

Nasıl ateist oldunuz?

neil manke
ateist/deist/agnostik/gnostik/deistik agnostisizm diye ayırıp oyları bölmeyin, hepimiz ateistiz işte. böyle yapa yapa ülkenin %99.9'u müslüman sanıyorlar.ama yine de belirtin bari hangi grup içinde olduğunuzu.90'lı yıllarda doğmuş bir insan olduğum için 2000'lerde yaşım küçüktü sorgulama diye bir şe
ateist/deist/agnostik/gnostik/deistik agnostisizm diye ayırıp oyları bölmeyin, hepimiz ateistiz işte. böyle yapa yapa ülkenin %99.9'u müslüman sanıyorlar.
ama yine de belirtin bari hangi grup içinde olduğunuzu.

90'lı yıllarda doğmuş bir insan olduğum için 2000'lerde yaşım küçüktü sorgulama diye bir şey yoktu tabi. namaz falan kılardım bebeyken, cumalara giderdim oruç tutardım arada. ailem çok dindar değildi ama yine dine bağlılardı, annem hiç başörtüsü falan takmamıştır mesela.

2011-2012 gibi facebookta karikateist sayfasına rastladım ve sorguladıkça olaylar gelişti. ilk postlarını "tövbe allam affet" diye okuyordum sonra sonra ar namus kalmadı tabi. richard dawkins denen abimizin varlığından haberdar oldum daha sonra, yazılarını kitaplarını okudukça daha da koyu bir ateist oldum.

dinler kesin olarak yalandır ama yine de tanrı kesin olarak yoktur demiyorum, tanrı neredeyse kesin olarak yoktur bence.

sizin hikayeniz?
0
neil manke
(30.07.17)
Bir hikayem yok aslında.

Genel olarak seküler bir yaşam tarzıyla yetiştirildim aileden zaten. Çocukluğumdan beri, ortaokul civarlarından beri bu tarz dini şeylere hiç anlam veremedim. O zorunlu din dersinden nerdeyse kalıyordum..Çok net hatırlıyorum son anda hoca 2 vermişti. Beni çekemedi içine ne biliyim.. Hep kuşkulu sorgulayan bir yapıdaydım zaten ama adını koymadan dine bulaşmadan çocukluk geçti.

Oturduğum yerdeki çevremdeki çekirdek arkadaş grubunun da benim gibi olamasının büyük, çok büyük bir etkisi vardır yalnız. Çocukluk arkadaşlarım..Şu an o grupta herkes ateist. Hatta nerdeyse aktif olarak iletişim olarak kurduğum tüm çevrem bu şekilde.

Sonra biraz daha büyüyünce kendimi daha da tanımaya, bilmeye başlayınca özellikle felsefe dersleri almaya başlayınca, üzerine tarih, sosyoloji, psikoloji, dersleri almaya ve bu tarz alakalı kitaplar okumaya başlayınca her şey daha da netleşti.

Sonra daha da sistematik bir hal almaya başladı tabii..
0
qazaqwsx
(30.07.17)
agnostizm

küçükken kuran kursuna, camiye aile teşviğiyle gitmiş biriyim. insanın kafasına vura vura ibadet etmeyi öğrettikleri için ilk önce soğudum. sonra lise zamanımda izlediğim belgeseller, okuduğum kitaplar ve çevremdeki insanların görüşlerini de dikkate alarak, bu kutsal kitaplarda tasvir edilen yaratıcının gerçek olabileceğine dair şüphelerim arttı. tabi ilk zamanlarda şüpheyle başlar, ya varsa dersin. inkar etmeye çekinirsin falan.

zamanla daha da ileri gidip bir yaratıcıyı reddettim. her inanmayanın bir isyankar dönemi olur. artık o kadar isyankar değilim. bu fikirlerin oluşması için insanın düşünsel olarak olgunlaşması gerekli tabi. tanrıyı reddetiğimin 7. yılında kafamda olgunlaşan bir düşünce var o da " yaratıcı illa bir tanrı formunda olup insanlara çeşitli testler uygulayıp sonunda onlara mükafatlandıracak/cezalandıracak bir kavram olmak zorunda değil. hatta yaratıcı, yaratıcı olduğunun bile farkında olmayabilir. "
0
bir sevgi faresi jamal
(30.07.17)
kızlara hava atmak için farklı olmaya çalışırken herkese atayistim deyince geri dönemedim bi daha...
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(30.07.17)
Agnostik ateistim. İlkokulda sokaktaki bütün arkadaşlarım gidiyor diye kıskanıp ben de kuran kursuna gittim, lisede müdür yardımcısı kafamız çalışmadığı için oruç tutmamızı istemeyince inatlaşıp kadınla kavga edip azimle oruç tuttum. Ama bütün bu zaman boyunca Jules Verne'le başlayıp bilim kurgu okudum, ansiklopediler, Bilim Çocuk dergileri derken bilime hurafeden daha çok güvenmeye başladım. Sonra gerisi geldi zaten.
0
kobuzchu kiz
(30.07.17)
kuran okudum. yeterli oldu.
0
eriksatie
(30.07.17)
annem babam müslüman ama pek ibadetlerle ilgisi olmayan chp zihniyetinde insanlardı. (şimdi namaza falan başladılar o ayrı). babam yazları cumaya gider, bir de ramazanlarda oruç tutarlardı falan. pek dindar olmayan rahat bi çevrede büyüdüm. bir dönem kendi kendime 5 vakit namaz kılmak bir de yaz kuran kursları haricinde zaten dinle pek ilgim yoktu. üniversiteye başlayınca da doğal süreç sonucu ateist oldum işte.

hani böyle kırılma noktası ararsak ilkokul'da okula kuran getirdiğimiz 1-2 ders olmuştu dkab dersinde. o gün rastgele açtığım "kadınlar sizin tarlanızdır, istediğiniz gibi sürün" ayeti beni gerçekten dehşete düşürmüştü o yaşta. onu söyleyebilirim belki.
0
doxanikee
(30.07.17)
Ateistim. Çok uzun sürdü benim süreç. Çünkü son derece dindar bir ailede büyüdüm. Lise çağlarına kadar 5 vakit namaz kılar ağzıma içki sürmezdim. İlk oruç tutmayan insanları ben lisede gördüm mesela, şok olmuştum görünce.

Üniversite yıllarında yavaş yavaş sorgulamaya başladım, ama soğuk denize girer gibi oldu bu süreç, önce ayak parmağımı soktum, geri çektim, bi daha soktum. Önce ufak şüpheler, içimden töğbestağfrullah demeler falan. Sonra kuranın mealini okudum, diğer dini kitapları okudum. Evrim teorisini okudum. Dinlere karşı olan görüşleri okudum falan derken yavaş yavaş kopmaya başladım. O sorgulama korkusundan sıyrıldıkça iyice saçma gelmeye başladı. Böylece dinden çıkmış oldum. Tabii ki bu anlattığım süreç 18 yaşımdan 22-23 yaşıma kadar süren, oldukça uzun bir süreç oldu. Burda yazarken bi anda olmuş gibi gelse de o çocuk yaşlarda derinlere yerleştirilen şeyleri sarsmak oldukça zorluydu.
0
bugunku antremanda goz dolduran futbolcu
(30.07.17)
18-19 yaşlarında, (bkz: an american crime) diye bir film izleyip sonra dünyanın her yerinde bu tür olayların olduğunu idrak edince birşeylerin bize anlatıldığı gibi olmadığını anladım.
0
perloneth
(31.07.17)
İlkokul 5. sınıftayken insanların putlara, güneşe, aya vs taptığını öğrendikten sonra oldu. Bir gün bahçedeki tahta sedirde oturmuş ağaçlara kuşlara bakarken güneş batmaya başladı.
"Güeş her zaman bizimle değil, ay desen keza aynı, demek insanların daha kalıcı bişeye ihtiyacı olmuş, elleriyle putlar yapıp ona tapmışşlar, bi şekilde onların da yandığını yıkıldığını görmüşler ve ulaşılamaz, yanmaz yıkılmaz batmaz bişey bulmuşlar adına da tanrı demişler. Bir düzene kurallara ihtiyaçları vardı çünkü kalabalklaştılar, düzeni bu şekilde sağlamışlar işte..." dedim.

17 yaşarımdayken diğer dinlere ait kitapların bazılarını, islamın çeşitli çevirilerini okudum. 30'lu yaşlarımda antropolojiye, felsefeye baktım,insan davranışlarının kökenleri konusunda inclemelerim oldu, ekonomiyle marksizmden gelen bi yakınlığımız oluştu vs. sonrasında edindiğim her bilgi bana din konusunda ilk düşüncemin doğruluğunu gösterdi. sadece toplumsal düzen gerekliliğine başka olgular ekledim.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(31.07.17)
ya cokta kasmaya gerek yok,
biraz aklin , fikrin, beynin varsa, dogustan gelen malligi egitim sayesinde ustunden attiysan ve artik bir gerizekali degilsen , bir tanri olmadigini ve olamayacagini coooookk rahat anliyorsun ve dogal bir ateist haline ister istemez geliyorsun, hepsi tastamam bu iste..
0
alttaraf
(31.07.17)
inançsız olarak yetiştirildim. babam dinlerle dalga geçerdi, dedem bayramlarda falan akrabalarla din tartışmaları yapardı. bana da sirayet etti bu durum. ben de okulda arkadaşlarımla dalga geçerdim. din dersi sınavlarında komikli cevaplar verirdim falan. büyüyünce de dinler inanmadığım, tanrı kavramı da ilgilenmediğim bir şey olarak kaldı.
0
misterturist
(31.07.17)
Doğuştan engelli insanlar beni bu sorgulayışa itti. Ha aileden de aman aman din aşılaması görmedim ama bu tür eşitsizlikleri sorgulamam, ilahi adalet denilen şeyin bir tür kılıfmışçasına şükürcülüğe hizmet ettiğini düşünmem beni bu muğlaklığa itti.
0
lüzumsuz adam
(31.07.17)
Müslüman ve dini bütün? bir ailede yetiştim. yazları camiye gönderildim, ergenliğimde yazları kuran okumayı öğrettiler. ama kimse meali konusunda bir şey söylemiyordu.

2008'de merak edip elmalılı hamdi yazır'ın tefsirini okudum, benim müslümanlık hikayem orada bitti. Allah inancımı kaybetmedim, illa adı konulacaksa deist oldum.
0
kimlanbu
(31.07.17)
Küçükken çok dindardım, anneme kapanması için baskı yapıyordum. Bu tabii ilkokul, en fazla ortaokul zamanı. Ailemde anneannem dışında dindar yoktur. Yazları anneanneme gidiyordum kalmaya, beni kuran kursuna gönderiyordu. Mahallede bir abla vardı, o ara ara çocuklarını çevresine topluyor, din temalı korkunçlu hikayeler anlatıyordu, cehennemde nasıl yanacağımızı falan. Sanırım bunların etkisiyle dindar oldum. Dindar demeyeyim de aslında, korkmaya başladım. O yüzden anneme falan baskı yapıyordum kapanması için:P

Sonra büyüyüp kendi düşüncelerim oluşmaya başlayınca, bu da lise son ve üni ilk yılı oluyor, dinle ilgili her şey saçma gelmeye başladı. Sanki birden aydınlanmaya başladım. Kuranı okudum (türkçe- diyanet vakfı çevirisi), tüm evreni yaratan ilahi güç böyle bir kitap yazmış olamaz dedim. Etkilendiğim biri veya bir olay olmadı. Kendi kendime dinsiz oldum yani. Dünya üzerindeki büyük-küçük hiçbir dine inanmıyorum. Ama bir yaratıcının olup olmadığını bilmiyorum. O yüzden sanırım agnostik düşünceye daha yatkınım. Ateizm de bir inanç şekli bana göre.
0
peggy
(31.07.17)
1-14 yaş arası almanya'da büyüyüp, sonrasında kız çocuklarının inanılmaz kısıtlandığı ve hor görüldüğü bir ortama döndük. almanya'da da kuran kursuna yollardı ailem bizi. ama türkiye'ye o küçük iç anadolu kentine döndükten sonra, kız çocuğu onu yapmaz günah, öyle oturmaz günah, abisine sarılmaz günah, okula gitmez günah diye diye çıldırttılar beni. lise 1 gibi falan oruç tutmayı, eve mahallede ki şeyh gelince başımı kapatmayı, sohbet toplantılarına gitmek için zorlanmayı falan reddetmeye başladım. mahalle muhtarının evinde sabahlara kadar zikir çekildiği bir ortamdan bahsediyorum, senelerde 90 ların başı, refah partisi ev toplantıları falan almış başını gidiyor. kendi öz ablamda bir tarikata girmiş, onunda yöneldirmesiyle, okulumun kapısına falan çarşaflı kadınlar geliyor beni ikna edip doğru yola sokmak için. çok kuvvetli çatışmalar yaşadım ve hatta şiddet gördüm, evden kaçtım üni okuyabilmek için. kişisel gelişimimde önce feminist oldum ben, sonra deist. benim çıkış noktam din ve kadın ilişkisi idi, sadece islamiyetten bahsetmiyorum bu arada.

birden fazla meal okudum, inceledim, notlar aldım, araştırdım derken üniversite hazırlık sınıfının ortalarında din kavramına hiç bir şekilde inanmadığımdan emindim. hala ara ara bu konularda ki yayınları, araştırmaları, belgeselleri falan takip ederim.

şu anda din konusunda inananlara karşı bir saygısızlık etmiyorum, bana saygısızlık edildiğini hissettiğimde tepkimi koyup restimi çekiyorum o kadar. ama bir fikir tartışması olduğunda, karşımdakiler neden inandıklarını, benim neden inanmadığımı anlatabildiğim kadar sağlam bir argümanla anlatamıyorlar ve sohbet mutlak bir sessizlikle bitiyor.

tarikatta olan ablam 80 yaşındaki annemle hiç bir şekilde ilgilenmiyor, telefonlarını açmıyor, yıllardır görüşmüyor. ama ben, hacı annemin orospu olacağından emin olduğu dinsiz kadın, 17 yıldır anneme bakıyorum, her türlü sorunu ile ilgileniyorum, maddi manevi elimden geleni yapıyorum. vicdan sahibi olmak, iyi bir insan olma gayretiyle yaşamak, bütünsel alandan bakabilmek, hümanist olmak gibi yaklaşımların din ile hiç bir ilgisi yok. din eşittir erdemli insan düşüncesine kesinlikle katılmıyorum.
0
Phoebe
(31.07.17)
internetin büyük etkisi oldu. belki üyeleri vardır burada, eskiden ütopyam diye bir forum vardı, hala duruyor mu bilmiyorum. ben o zamanlar 12-13 yaşındayım. atatürk'ün deccal olduğunu söyleyen, el kaide militanından hallice efsanevi bir elemanım. o forumda beni ciddiye alıp da benimle iletişim kuran insanlara cidden çok şey borçluyum. oradan tanıştığım kişiler olmasa belki şu an ışid'e katılmış olurdum jsfhsjk.

benim ailem dindar ama laf olsun diye söylemiyorum gerçekten çok ılımlı insanlar, özellikle annem. bizim evimizde atatürk de dahil kimseye karşı öyle nefret dolu bir konuşma ya da fikir gelişmedi. ben tamamen kendi ergenliğim ve manyaklığım yüzünden aşırıya kaçmıştım.

sonra beni bir aile büyüğümüzün isteği ve desteğiyle "kamp"a gönderdiler üst üste üç sene boyunca. abiler ortamı işte ama fetöcülerin değil, nurcuların. ortam şahaneydı, öyle apartmanda falan değil koskocaman havuzlu, futbol sahalı tesiste takılıyorduk. iki hafta sürüyordu bi kamp. bizim paramız yoktu, aile büyüğü göndermek isteyince ben hiç istemediğim halde (çekingendim ondan istemiyodum, yoksa din iman konusunda dünya markasıydım) ona diş geçiremeyecekleri için mecbur "git oğlum" dediler, gittim.

orada her şey güzeldi. bize iyi davranıyolardı, çokça eğleniyoduk falan, o açıdan hiçbi sıkıntı yok. yani tacizdir, itliktir serseriliktir ben kendim hiç öyle bi şeyle karşılaşmadım. gelgelelim, ilk defa o kadar kalabalık ve "dinli" bir ortama girmiştim ve zamanla soğudum. anlattıkları şeyler olsun, dikte ettikleri yaşam tarzı olsun, din-iman-milliyet üçgeninde anlattıkları olsun pek hoşuma gitmedi. bi keresinde babam aramıştı. "ben burda biraz daha kalırsam ateist olcam baba" dediğimde çıldırmıştı, bağırıp çağırıp küfürler etmişti. daha önce hiç öyle görmemiş, duymamıştım. o olaydan sonra kayış iyice koptu. kendimi yalnız hissettim, "ben bu işlerin adamı değilim, benim yaşayacağım insanlar bu insanlar değil" düşüncesi oluşmaya başladı.

bu kamp mevzuu 12-14 yaş aralığında gerçekleşti diye hatırlıyorum, üç yaz. internette sürtmeye başlamam da yanlış hatırlamıyorsam 12 yaşıma tekabül ediyor. ütopyam'da militanlık yaptığım dönemler. orada bir sürü kuul, atayiz gençle tanışmıştım. başta birbirimizden nefret ediyoduk ama forumda göre göre, iletişim kura kura zamanla aradaki buzlar eridi ve oradan iyi arkadaşlar edindim. ben 12 yaşındaydım ama düzenli olarak benimle konuşan, bana arkadaşı gibi davranan 20-22 yaşında insanlar vardı. o zaman anlamıyosun tabii bunun ne kadar kıymetli olduğunu. ben şimdi 12 yaşında bi çocukla çok samimi olamam, düzenli olarak konuşamam sanırım, hele ki bu arkadaş islamcı militan ayarında biriyse. "amk çocuğu" deyip basarım engeli. onlar öyle yapmadı, babam bile tükmüklü tükmüklü küfrederken her türlü saçmalığımı dinleyip yanımda oldular, yardımcı oldular.

öyle öyle "dış dünya"yla iletişim kurmaya başladım işte. 14 yaşına geldiğimde dinle alakam kalmamıştı, öyle ergen ergen takılıyordum ama ateist falan da değildim. annemle babamın arası o ara pek iyi değildi, kendileri bana gerekli din eğitimini de verdikleri kanısındaydılar, haliyle üzerimdeki baskı azalmıştı - gerçi allah var (pun intended), hiçbir zaman baskıcı sayılmazdı ailem, hiçbir şeye zorlamadılar. ben onlardan görüp istiyodum.

bu arada kamptaki ikinci ve üçüncü senemde satanist olduğunu söyleyen birkaç çocukla tanışmıştım. nurcu kampında allahsız terör örgütü oluşturmuştuk bi nevi, boş vakitlerimizde birlikte takılıp din falan konuşuyoduk artist artist. ergenliğin zirvesindeydik ama gerçekten güzel muhabbetimiz vardı, kendimizce neyi yanlış bulduğumuzu anlatıyoduk birbirimize. o yaşta, öyle bi ortamda, öyle ailelerde büyümüş çocuklar olarak cidden çok büyük cesaretmiş harbiden. ya casus olsalardı? eheh.

neyse işte böyle gelişti mevzu, "öfkeli militan"dan "yontulmuş ayı"ya döndüm. 14-16 yaş aralığında sanırım dinle ilgili hiçbi şey düşünmedim. sonra tekrar bi boşluğa düştüm, dedim ulan allah'ı tamamen unuttuk, böyle yaşanmaz, benim hayata tutunabilmem için bi şey lazım. o dönemde hatırlıyorum, irem diye bi arkadaş vardı. hatta facebook'umda ekli hala haha. ateist olduğunu biliyodum. gittim ona dedim, irem nasıl dayanıyosun amk, ben allah'ın olmadığını düşündükçe delirecek gibi oluyorum. ölünce toprak olmak istemiyorum, cruise seyahatine falan çıkabilmek istiyorum. o da sağolsun aşırı kuul davranıp "deal with it" demişti sadece. o anları hiç unutmuyorum. kendimi o kadar çaresiz ve ezik hissettiğim an sayısı azdır. karşımda ateist ve gayet rahat bi insan var, bense "allah bence yok ama allah'ın olmamasını kabullenemiyorum, bana yardım et" diyen, kafası karışık bi elemanım. kendimi ona kıyasla çok küçük ve güçsüz hissetmiştim.

sonra bi sene falan cidden bayağı kafa patlatmıştım, hatta bi ara delireceğimi düşünüp ekstra üzülmeye başlamıştım. malum, "dinli" çevrelerde böyle hikayeler çok sevilir. allah'ı sorgulamaya başladıktan sonra aklını kaybeden bir sürü insan vardır. öyle olurum, herkesin efendi-zeki bildiği, sevdiği bi çocukken allah'ı sorgulamaya cüret ettiği için kafayı yiyen biri olurum diye korkuyodum.

sanırım lise 2'den itibaren tamamen geçti o mesele de. alıştım ölünce toprak olma, yeryüzünde başıboş olma fikrine. öyle yani. o günden beri de atayiz militan olup çıktım. insan manyak olunca müslümanmış dinsizmiş fark etmiyo, ruh hastası her yerde ruh hastası :((

velhasıl kelam benim hikayem potansiyel ışid militanının yontulup sosyal hayata ve dünyaya kazandırılması şeklinde gerçekleşti. verilmiş sadakam varmış. internet üzerinden türlü türlü "bullying"e maruz kalıp daha da yalnızlaşıp radikalleşebilirdim mesela, haberlerde "çok sakin bi çocuktu, kimseye zararı yoktu, 75 kişiyi niye öldürdü anlamadık :((" diye görebilirdiniz. ama anamın babamın göstermediği anlayışı elin atayizi gösterdi işte, "bak kardeşim böyle bi hayat da var" dediler, sonra kuran'ı falan da okuyunca dedim bence allah yok. öyle yani. şu an 23 yaşında ateistim, bekarım, çocuğum yok. ha "umarım tanrı vardır" diyorum içten içe çünkü sonsuza kadar değilse bile bi 500-600 sene yaşamak istiyorum açıkçası. yaratıcı olsa güzel olurdu.
0
der meister
(31.07.17)
(6)

Doctor Who hakkında

bekocani
Dizinin bir konusu var mı tam olarak? İlk 10 bölümünü izledim, oradan oraya gidip garip şeyleri engelliyorlar. Bütün sezonlar bu şekilde mi devam ediyor, konu bütünlüğü olmadan? Bu sorum herhangi bir yerme içermiyor. Fan'lar saldırmasın lütfen sadece bilgi amaçlı.
Dizinin bir konusu var mı tam olarak? İlk 10 bölümünü izledim, oradan oraya gidip garip şeyleri engelliyorlar. Bütün sezonlar bu şekilde mi devam ediyor, konu bütünlüğü olmadan? Bu sorum herhangi bir yerme içermiyor. Fan'lar saldırmasın lütfen sadece bilgi amaçlı.
0
bekocani
(30.07.17)
Fanı değilim.
Evet aynen dediğin gibi. Bazen işte üç beş ya da daha fazla bölümlere yayılan olaylar oluyor ama genel hattı o.
0
helena
(30.07.17)
Bilimkurgu seviyorsan, oyuncular sempatik geldiyse izlenebilir.

Ben epey keyif alıyorum izlemekten.
0
chitosan
(30.07.17)
İnce ince işlenen bir ana konu var. Dev spoiler verilebilir istense.
0
gonion
(30.07.17)
Arkada çok acayip plotlar dönüyor, ilerledikçe karışıyor mevzu.
0
kobuzchu kiz
(30.07.17)
Sezonun konusu oluyor genelde. İlk 3 sezonda biraz alttan işlenip, diğer sezonlarda biraz daha göze sokularak işleniyor.
0
noluyo yaa
(31.07.17)
Her hafta farklı konu uzerinden işlenen bir ana konu var. Izledikçe -bilim kurgu seven birisiysen- bagımlısı olursun.
0
ismira007
(31.07.17)
(2)

Dijital Tansiyon Aleti Önerisi

sansli pipi
Selamlar, herkese iyi Pazarlar.Bizimkilere tansiyon aleti almam lazım. Artık lazım oluyor :/ Dijital olanlarından arıyorum. Marka ve model hiç bilmiyorum. Bildiğiniz, kullandığınız, önerebileceğiniz markaları yazarsanız iyi olur. bugün siparişi vericem en geç Çarşmaba gibi almam lazım çünkü.Omron ma
Selamlar, herkese iyi Pazarlar.

Bizimkilere tansiyon aleti almam lazım. Artık lazım oluyor :/ Dijital olanlarından arıyorum. Marka ve model hiç bilmiyorum. Bildiğiniz, kullandığınız, önerebileceğiniz markaları yazarsanız iyi olur. bugün siparişi vericem en geç Çarşmaba gibi almam lazım çünkü.

Omron markasına iyi diyolar ama neye göre iyi diyolar hiç bilmiyorum
Şimdiden teşekkürler.
0
sansli pipi
(30.07.17)
Omron, koldan ölçen bir makine alın geçin.

Edit: Hah evet, yukarıdaki gibi işte.
0
kobuzchu kiz
(30.07.17)
koldan ölçenlerden olsun evet. biz braun kullanıyoruz gayet iyi o da.
0
lily briscoe
(30.07.17)
(2)

Sulu boya onerisi

sckxyss
Merhaba,Kardesim evde kendi haline sulu boya yapmaya basladi. Guzel de boyuyor aslinda ve ona biraz daha kaliteli boyalar almaya karar verdim. Hangi marka sulu boya ve firca onerirsiniz?Tesekkurler
Merhaba,

Kardesim evde kendi haline sulu boya yapmaya basladi. Guzel de boyuyor aslinda ve ona biraz daha kaliteli boyalar almaya karar verdim. Hangi marka sulu boya ve firca onerirsiniz?

Tesekkurler
0
sckxyss
(29.07.17)
Orta kalite Derwent, Talens, yüksek kalite Winsor&Newton alabilirsiniz. Yaşına göre erken olabilir, hiç gerek de olmayabilir. Daha çok kağıt alın, kaliteli kağıtlar da alabilirsiniz suluboyaya yönelik. Boya kadar kağıt da etkiliyor. Fırçada da Pebeo klasik orta kalitedir.
0
nilmiye
(29.07.17)
Van Gogh sulu boya da güzeldir. 12-15 renkli bir takım alırsanız sonra tek tek satılan renklerden de alıp destekleyebilirsiniz.
www.tahtakalehobi.com
www.tahtakalehobi.com
www.tahtakalehobi.com
Bu üçü başlangıç için güzel setler. Fırça için de Vincent fena değil. Bir de kaliteli sulu boya kâğıdı+1
0
kobuzchu kiz
(29.07.17)
(1)

george michael küpesi nerede bulunur?

proletarier aller lander vereinigt euch
30. saniyedeki küpelere benzer küpelerden bahsediyorum. https://www.youtube.com/watch?v=izGwDsrQ1eQilla aynı olması gerekmez, daha ince olabilir daha ufak olabilir falan ama o tonlarda küpe yok gerçekten bütün düz sade erkek küpeleri gümüş oluyor bu tonlarda küpeyi nereden bulabilirim? ekstra bir re
30. saniyedeki küpelere benzer küpelerden bahsediyorum.

www.youtube.com

illa aynı olması gerekmez, daha ince olabilir daha ufak olabilir falan ama o tonlarda küpe yok gerçekten bütün düz sade erkek küpeleri gümüş oluyor bu tonlarda küpeyi nereden bulabilirim? ekstra bir resim daha buldum aşağıda:

1.bp.blogspot.com

şehir ankara ama internet de olur.

edit: hatta bu tonda olmasa da kabulüm yeter ki gümüş olmasın.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(17.07.17)
Boy boy halka küpe var her yerde, Kızılay'daki takıcılarda mutlaka bulursunuz. Halkanın üzerinde cinsiyet yazmadığına göre bence erkek küpesi olarak aramanıza gerek yok, bu renk küpe dolu ortalık.
0
kobuzchu kiz
(17.07.17)
(34)

"abc" ifadesi sizde neyi sembolize ediyor?

weeping guitar
yazı, alfabe, edebiyat, kitaplar, tv kanalı, deterjan, vs. "abc" ifadesi sizin aklınıza ilk neyi getiriyor?
yazı, alfabe, edebiyat, kitaplar, tv kanalı, deterjan, vs. "abc" ifadesi sizin aklınıza ilk neyi getiriyor?
0
weeping guitar
(12.07.17)
Biskuvi. Boyle bir biskuvi vardi ben kucukken.
0
ma ya
(12.07.17)
Ey Bi Si diye okudum. TV kanalı demek istiyorum.
0
dissendium
(12.07.17)
benim aklıma direkt deterjan geldi valla
0
der meister
(12.07.17)
bana rakamları birbirinden farklı üç basamaklı sayıyı işaret ediyor niyeyse.
0
evde liyakat kalmamis
(12.07.17)
Nba christmas maci.
0
brad pitt
(12.07.17)
kardeşlerimin adları
0
fallopian
(12.07.17)
@dissendium+1

ey bi si diye okudum aklıma ilk alfabe sonra tv kanalı geldi. başka bir şey gelmedi.
0
qazaqwsx
(12.07.17)
american broadcasting company.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(12.07.17)
tv kanalı geldi
0
sir gawain
(12.07.17)
SUpermarket geldi.

Budapesteyle ilgili cok konustum son zamanlarda. ORada da abc-cba diye supermarket zinciri var
0
kuehles blondes
(12.07.17)
Alfabe
0
aychovsky
(12.07.17)
abc bana bu işin temeli anlamına geliyor.
yani "molekül bilgisi kimyanın abc sidir" kimya bilmek için molekül nedir bilmek çok önemlidir.

yukarıda arkadaş örnek vermiş "temizliğin abc si" temizliğin temelidir gibi bir anlam çıkartıyorum.
0
basond
(12.07.17)
Alfabe
0
daha neler
(12.07.17)
tv kanalı
0
helena
(12.07.17)
alfabe+1
0
kobuzchu kiz
(12.07.17)
Jackson5
0
fengari
(12.07.17)
albert ellis.
0
gadasiz
(12.07.17)
Alfabe
0
tociess
(12.07.17)
alfabe,
deterjan,
ilkokuldan bir afiş: www.peramezat.com
0
filteria
(12.07.17)
bir konunun temeli geldi benim aklıma, basond +1 yani
0
nundu
(12.07.17)
sarı üçgen, kırmızı kare, mavi daire
0
battal gemalmaz
(12.07.17)
Barış Manço'nun bir şarkısı.
0
mikro patlama
(12.07.17)
Yangın söndürme tüpü diyerek uzaklaşıyorum.
0
kara olmayan inci
(12.07.17)
tv kanalı çünkü hayvan gibi dizi izliyorum alkşsdlaf
0
nice tnetennba
(12.07.17)
alfabe+1
0
duyond
(12.07.17)
ben de niye overwatch oynayacak insan bulamıyorum diyorum. 30 kişi yanıt vermiş, bir kişi bile "bir oyuna yeni başlayan, noob" cevabını vermemiş.

bir oyuna yeni başlayan, beceriksiz ve noob.
0
i drive the hearse
(12.07.17)
herhangi bir şeyin başlangıç aşaması diye algılıyorum ben.
Mesela "bankacığılığın ABC'si " gibi.
0
alex
(12.07.17)
tv kanalı
0
nawar
(12.07.17)
Giriş, başlangıç, temel gibi şeyleri çağrıştırdı.
0
elitist
(12.07.17)
bir iş yapılacakken en temel kurallarını hatırlatıyor.
0
evimin paspasi
(12.07.17)
123
0
kafadanbacakli
(12.07.17)
alfabe+1.
0
ekaterina
(12.07.17)
amerikan tv kanalı var abc, ilk o geldi aklıma.
0
cezzar dede
(13.07.17)
Ilk TV kanali geldi aklima. (Asla dizi ya da herhangi bir TV yayini izlemem.)
0
stavro
(13.07.17)
(34)

Sıcaklarda neler içiyorsunuz?

devilred
Alkol hariç. İlaçlarla alkolü karıştırmak istemiyorum. Su içmekten bıktım. Maden suyu desen günde ikiden fazlası mideye zarar. Kahve ve çayı hava sıcak da olsa içiyorum ama soğuk bir şeyler de lazım. Siz neler içiyorsunuz? Alışveriş öncesi güzel ve fazla zahmetli olmayan önerilernizi alırım.
Alkol hariç. İlaçlarla alkolü karıştırmak istemiyorum.

Su içmekten bıktım. Maden suyu desen günde ikiden fazlası mideye zarar. Kahve ve çayı hava sıcak da olsa içiyorum ama soğuk bir şeyler de lazım. Siz neler içiyorsunuz? Alışveriş öncesi güzel ve fazla zahmetli olmayan önerilernizi alırım.
0
devilred
(11.07.17)
hava durumuna bir meydan okuma olarak çay içmeye devam ediyorum.
0
cay koy geliyorum
(11.07.17)
Bogurtlenli meyve cayi vb alip (siyah cay olmayan) soguk cay yapiyorum
Hem sekersiz hem lezzetli.
0
kuehles blondes
(11.07.17)
eğer kendi meyve suyunuzu yapma imkanınız varsa, alın az şekerle onu yapın. sonra buzla falan güzel olur. eğer yoksa aşağısı;

şeftalili soğuk çayı seviyorum da meret çok şekerli. bu yüzden onu maden suyu ile karıştırıp seyreltiyorum güzel oluyor. aslında bu öneriyi tüm içecekler için yapabilirsiniz.
0
dahili meddah
(11.07.17)
Ben şekerli şeyleri içmiyorum rahatsız ediyor.
Soda-limon-tuz (churchill)
Ayran
Su
Şekersiz türk kahvesi
Sütlü kahve
0
megalomaniac
(11.07.17)
Maden suyu, su
0
gozu acik sevisen yahudi
(11.07.17)
Soğuk sütle yapılan kahve müthiş oluyor. İçine ekstra 3-4 buz atınız.
0
l arrache coeur
(11.07.17)
İçine tarçın çubuğu atılmış su.
Sade maden suyu.
Naneli limonata (evde yapma ya da ev yapımı bulma imkanınız yok tavsiye etmiyorum.)
Soğuk kahve.
0
mutekebbir
(11.07.17)
frappe yapıyorum. su, kahve, süt, buz
0
cekilmis gayfe
(11.07.17)
limonlu soda (aromalı olan), vişneli soda, limonlu ice tea. bir de içecek muadili olarak karpuz öneriyorum. Foşş diye iç yangınını söndürüyor kahvaltıda
0
fallopian
(11.07.17)
Soguk kavun ya da karpuz, buzlu limonata.
0
stavro
(11.07.17)
en çok su.
sonra soğuk çay, limonata, kola ve meyva suyu. çok geniş skala oldu, biliyorum ama dolapta hepsi olunca döngüye girip içiyorum işte.
0
m e b
(11.07.17)
Ayran, manyak gibi ayran içiyorum.
Bir de limonata arada.
Su zaten standart.

Bir de naneli su değişik gelebilir. Ferahlatıcı oluyor, belki suda aroma olunca biraz daha idare edilebilir.
0
aychovsky
(11.07.17)
Su, maden suyu, soğuk yağsız sütlü filtre kahve
0
powerpufgirl
(11.07.17)
ya gerçekten benim de aklımdaydı aynı soru. hatta buraya sormayı düşünmüştüm lolxd fav'a attım. limonata yapıyorum, meyveli soda içiyorum ki çok içmek istemiyorum. soğuk kahveye dadandım ama hazır olanları hoşuma gitmiyo aslında. soğutucam diye espressoyu pişirip bekletmeye de üşeniyorum açıkçası. hazır limonata da çok alıyorum. limonata.
0
snape i başından beri tanırım
(11.07.17)
Redbullun yabanmersinlisi var cok güzel tadı. Birde powerade in mavilisi tam böyle sekerim düşüyor ve susuyorum o anlarda içince efsane oluyor
0
fıytfıyt
(11.07.17)
çay++
0
gezegen olan pluton
(11.07.17)
Zararlı zararsız her şeyi içiyorum. Soğuk çay, asitli asitsiz icecekler, soğuk kahveler, ev yapimi erik suyu cok iciyorum bu ara, bir de naneli limonlu su. Maden suyu disinda her seyi iciyorum galiba.
0
aquarium
(11.07.17)
Soğuk kahve ve soğuk çay. İkisini de kendim yapıyorum. Neroda çalışan bir kızın önerisiyle soğuk papatya çayı yaptım harika oldu. Sırayla deniyorum elimde ne varsa.
0
jazzabel
(11.07.17)
Şu tarifleri de bi verseniz de denesek :(
0
🌸devilred
(11.07.17)
peki soğuk çayı nasıl demliyosunuz, sıcak suyla yapıp soğumasını beklemek gerekmiyo mu? :/
0
snape i başından beri tanırım
(11.07.17)
Tabii ki de, yıllardır harareti alan çay.

Fakat aşırıya kaçmamak şartıyla çay tüketiyorum. Çünkü içtiğim çay kadar su takviyesi de yapıyorum, dolayısıyla yürüyen bir damacana olmanın önüne geçmek için çayın da abartılı olmaması gerek.
0
tel tokasini duzelten samuray
(11.07.17)
Kola türevlerini sevmiyorum, maden suyu da fazla içilmiyor. Bu yaz soğuk kahve içmeye başladım, kupadaki kahvenin sıcaklığından bezince bol buz, az baileys ekleyip öyle devam ediyorum. Cold brew deneyeceğim bir ara üşenmezsem, bir de yine üşenmediğim bir zaman soğuk çay yapmayı denemeyi düşünüyorum.
Arada aklıma gelirse tarçınlı, naneli, limonlu vs suya da +1
0
kobuzchu kiz
(11.07.17)
Maden suyu ikiden sonra zararlı falan değil, canınız istediği kadar için. Sudan daha yararlıdır kendileri, tok tutar, az yemek yemenizi sağlar aynı zamanda.
0
Apocalypse
(11.07.17)
ice latte, affogato, limonata, çilekli limonata, reyhanlı ayran, bir sürü kokteyl (mesela mojito), baileys buzlu
0
nice tnetennba
(11.07.17)
içki olmasın demişsin, içkisiz kokteyller sürüyle.
0
nice tnetennba
(11.07.17)
limonataların çoğu çok tatlı ama bazı light limonatalar var az şekerli, onlar fena olmuyor. mis marka kakaolu süt -temel besin kaynağım-, kola, soda. ayranı da çok severdim ama şu sıralar çok yağlı bir his veriyor bana.
0
neseranni
(11.07.17)
Günde minimum 1 lt ıce tea
0
goodyes
(11.07.17)
Ice tea ama aşağıdaki gibi.
Öncelikle demlikte yeşilçay demliyorum. Markasını unuttum ama dış kabı metal ve koyu yeşil. Bir sürahinin dibine dilimlenmiş yarım lime ve bir dilimlenmiş nektarin koyuyorum. Çayı sıcakken bunların üzerine boşaltıyorum. Soğuduğu zaman ise buzlu bardağa koyarak içiyorum.
0
irene
(11.07.17)
su, gerisi zaten su ihtiyacını gidermek için verimsiz ve gereksiz.
0
cursor
(11.07.17)
her çeşit var. sürekli bir şey içme isteğinden dolayı.
öncelikli su
sıprayt ( buzlu )
kefir
çay
0
seyduna6687
(11.07.17)
Smoothie çeşitlerinden yapıyorum her gün.
0
peggy
(11.07.17)
soğuk demleme kahve. 1 gram iri çekilmiş (french press ayarında) kahve için 16 gram su ekleyip 12 - 24 saat bekletin. kağıt filtre ile süzüp için (kağıt filtre yoksa süzgeç ile de süzebilirsiniz ama tortu olut).
0
inheritance
(11.07.17)
soğuk çay,buzlu kola,ayran ve su..alkol gündüz çekilmiyor
0
mukon
(11.07.17)
frappe tarifi verem.
2 tatlı kaşığı nescafe classic ile isteğe bağlı şeker ve bir bardak soğuk suyu blender ile köpürtüyosun. bardağa buz ve süt koyup üstüne bu karışımı dök. pipetle içmek gerekir.
şöyle bir şey oluyor www.oneman.gr
0
cekilmis gayfe
(11.07.17)
(4)

.eps dosyasından transparan png export alma

henrychinaski
link: http://www.freepik.com/free-vector/liquid-on-a-transparent-background_1061350.htmburadaki dosyayı indirdim. içindeki .eps dosyasını illustrator'da açtığımda nasıl logosuz falan transparan png olarak export alabilirim? bi' anlatıverin göktengri aşkına.ç.n: illustrator kullanmaya yeni başlamış b
link: www.freepik.com

buradaki dosyayı indirdim. içindeki .eps dosyasını illustrator'da açtığımda nasıl logosuz falan transparan png olarak export alabilirim? bi' anlatıverin göktengri aşkına.


ç.n: illustrator kullanmaya yeni başlamış bir avelim. muhtemelen anaokulu seviyesinde bir soru soruyorum. çok şaapmayın.
0
henrychinaski
(10.07.17)
Elimde hazırda illustrator yok, ezberden anlatmaya çalışacağım.
Soldaki logoyu ve istemediğiniz şeyleri seçip silin. (Düz, delete tuşuyla)
File menüsünde export seçeneği olmalı, oradan dosya uzantısını png yapıp, ayarlarına da bakıp kaydetseniz olur.
(Export olmazsa save as deneyin.)

Edit: creativedroplets.com
Böyle teknik soruları google'da arayınca videolu/videosuz birsürü tutorial bulunuyor.
0
kobuzchu kiz
(10.07.17)
@kobuzchu kiz +1 ama save for web kısmından daha kolay halledersiniz.

freepic'den indirmek şimdi bana sıkıntı, ama dosyayı gönderebilirsen, hallederim.
0
cursor
(10.07.17)
kobuzchu kiz +1,
ancak direk logoyu tıkladığınızda logoyu seçemeyebilirsiniz,
clipping maskler çok fazla oluyor freepik'teki görsellerde,
onları kaldırmanız gerekebilir. veya birden fazla kez tıklayarak logo seçimine kadar ilerlemeniz gerekir.
0
luchetti
(10.07.17)
arkadaşlar, hepinize şükran. kobuzchu kız'ın çözümü işe yaradı. tenks. gününüz güzel olsun.
0
🌸henrychinaski
(10.07.17)
(1)

tişört bastırmak için kaliteli bir site?

bir fincan kahve ile film izlemek
sbvar mı tavsiyeniz, baskısı kaliteli olan, makul bir site?
sb
var mı tavsiyeniz, baskısı kaliteli olan, makul bir site?
0
bir fincan kahve ile film izlemek
(10.07.17)
Tisho, kumaşı falan da gayet güzel.
0
kobuzchu kiz
(10.07.17)
(5)

ucuza kargo göndermenin bir yolu yordamı yok mu yahu?

mr.goodcat
geçen arkadaş bir ürün gönderdi ufak paket yani kargo poşeti içine koyulabilecek cinsten. 5 saatlik yol ancak 18 lira almışlar. bu nedir ya? bunun daha ucuz methodu falan filan yok mu şöyle 4-5 liraya falan. kargonun içindeki ürünün değeri 18 lira değildi ya valla içim acıdı yeminle.
geçen arkadaş bir ürün gönderdi ufak paket yani kargo poşeti içine koyulabilecek cinsten. 5 saatlik yol ancak 18 lira almışlar. bu nedir ya? bunun daha ucuz methodu falan filan yok mu şöyle 4-5 liraya falan. kargonun içindeki ürünün değeri 18 lira değildi ya valla içim acıdı yeminle.
0
mr.goodcat
(09.07.17)
ptt kargo var.
0
kobuzchu kiz
(09.07.17)
ptt kargo ucuzdur. 4.870 kg ağırlığında, 6-7 ygs soru bankası kalınlığında bir kitap genişliğinde kargo için ptt kargodaki adama sordum 15 lira eder dedi. aaa bunlar kitap %50 indirimle 7.5 lira dedi. firmanın da anlaşması varmış 5 lira dedi.
0
blue eyes white dragon
(09.07.17)
ptt şubeden teslim 5-6, adrese teslim 7-8 lira alıyordu en son o tarz ufak şeyler için.
0
nrmnm
(09.07.17)
PTT kargo iyidir. Askerden gelirken bavulumu göndermiştim hem ucuzdu hem de ertesi gün teslim edildi. O günden sonra başka kargo şirketi kullanmadım.
0
catch the arrow
(09.07.17)
Detaylara çok girmeden yazıyorum noktaları sen birleştirirsin.

Gg üzerinden açılacak bir ilan (0,99 tl ürün listeleme fiyatı)
Anlaşmalı bir alıcı (adres bilgisi vb. alışveriş öncesi yapılmalı)
Alışveriş sonrası satıcının hesabında beliren kargo gönderi kodu
ve mutlu son :)

Burada kayıp en fazla satılan ürün fiyatı üzerinden alınan komisyon ama onu da minimuma çekmek senin elinde.

Sonuç olarak ölücü diyen olacaktır ama bir kargoya 30-40 TL veremem onun yerine bu yöntem ile 7-8 TL ödemek daha uygun benim için, ayrıca ölücüyüm evet :)
0
EkimBebesi
(09.07.17)
(11)

5-10 sene sonra yabancı dillerin durumu

lazpalle
malum teknolojik gelişmelerin karşısında benim gibi çoğunuzun aklına geliyordur. en son aşağıdaki siteyi görünce sorayım dedim. biz yabancı dil bilmenin ekmeğini yedik ve yiyoruz ama 5-10 sene sonra çocuklarımız için bir avantaj olmaktan çıkacak gibi. akıllı cihazların da artmasıyla robotik mütercim
malum teknolojik gelişmelerin karşısında benim gibi çoğunuzun aklına geliyordur. en son aşağıdaki siteyi görünce sorayım dedim. biz yabancı dil bilmenin ekmeğini yedik ve yiyoruz ama 5-10 sene sonra çocuklarımız için bir avantaj olmaktan çıkacak gibi. akıllı cihazların da artmasıyla robotik mütercimlik ciddi aşama kaydedecek. siz ne diyorsunuz?

translator.microsoft.com
0
lazpalle
(05.07.17)
yine de yüz yüze ilişki kurmak önemini kaybetmez diye düşünüyorum ama eskisi kadar zorluğu kalmayacak tabi ki.
0
re noreno
(05.07.17)
@re noreno zaten yüz yüze muhatap olacağız ama anında çeviri kulaklık aracılığıyla yapılabilecek. demek istediğim yabancı dil eğitiminin bir önemi kalmayacak veya bilmek bir avantaj olmaktan çıkacak.
0
🌸lazpalle
(05.07.17)
E o zaman da zorunluluk olmaktan çok ekmek yedirecek düzeyde bir artı olabilir. Bence bilmenin önemi devam eder yani
0
klar
(05.07.17)
bir yabancı dil öğrencisi olarak bu konuda sülalem raad diyebilirim. istedikleri kadar yazılım geliştirsinler, dil bilmek önemini büyük ölçüde her zaman korur. bir de dil var dil var, durum var durum var.

rusça mezunu olup da rusça iş mülakatı yapamadığı için (seviyesi yetmiyor) iş bulamayan adamlar var. öte yandan puanı yetmediği için atıyorum macar dili ve edebiyatı okuyup, şak diye kendine uygun, macarca gerektiren bir pozisyona giren adamlar da var. dünyada o işi yapan tek kişi mesela adam. ne bileyim sözlükte vardı öyle birisi, adam leh dili ve edebiyatı okumuş. burada desen gülerler "o ne yav" diye. polonya'da yaşıyordu. eh kağıt toplayarak sağlamıyodu geçimini sonuçta, diliyle gitti oraya, diliyle iş buldu. e hadi lehçe-ingilizce-türkçe google translate dosyası kurun da gidin bakayım polonya'da yaşamaya görelim noluyo, yapabiliyonuz mu. gidip deyin bakalım bende çeviri programı var ben lehçe konuşabiliyom, alıyolar mı polonya'ya. (feminiklere not: örnek verdiğim kişilerin hepsi essahtan adamdı yani pipiliydi ondan adam aşağı adam yukarı hepsine adam dedim)

dil bilmek hiçbi zaman tek başına anlam ifade etmez. biz robot değiliz. microsoft çeviri yapar tamam da sana bilmem hangi dilden kaynak taraması yapıp da o bilgilerden tez yazmaz mesela. konuya "dog" kelimesini "köpek"e çevirmek olarak bakarsak zaten hepimiz gidip ölelim. adam 6 dil biliyorum işsizim diyo, soruyosun hangi diller, zazaca kürtçe lazca falan diyo. dediğim gibi dil var dil var, durum var durum var. rus edebiyatında hedehödö akımına ilişkin essay'i microsoft'a mı yazdıracaksın mesela, çeviri yapmaksa benden iyi yapıyo, e hadi yazsın pezevenk.

bu çeviri motorları hayatı kolaylaştırıyor, dil bilmeyen insanlara yardımcı oluyor eyvallah ama dille para kazanan insanların yolunu tıkaması için 5-10 değil bence en az 25-30 seneye ihtiyaç var. dil büyük ölçüde insan işidir, iletişim işidir. belli bi yere kadar mekanikleştirilmesi faydalı bile olabilir ama onun ötesinde bir çeşit yönlendirmeye ve dış müdahaleye daima ihtiyaç duyar. "ruh" falan diyerek ılıklık da yapmıyorum bakın.

"insanoğlu varlıkların en şereflisidir. microsoft falan filan bunlar insanın yerini tutmaz."

rudolf hess
0
der meister
(05.07.17)
somutlaştırmaya çalışayım. örneğin 5-10 sene sonraki öngördüğüm teknoloji şu anda olsa patron direkt beni şutlardı. aynen dediğiniz gibi bir sorun veya sıradışı bir konu olmadıkça 200-300 kelime etrafında dönen alım satımla alakalı konular hakkında konuşup yazıyorum. patron bile wechat/QQ üzerindeki translator sayesinde çat pat karşı tarafla anlaşıyor.
0
🌸lazpalle
(05.07.17)
Der meister aşırı haklı.
Word vs yıllardır yazım denetimi yapıyor ama onu bile mükemmelleştiremediler. Tercüman olmak ve mesela bir kitapta yazarın üslubunu aktarabilmek için insanları aradan çıkarmaya daha çoook zaman var diye düşünüyorum.
0
kobuzchu kiz
(05.07.17)
iki taraf da haklı
200 kelime hazine gerektiren standart formlar, onaylar, al-sat şeklinde yürüyen işler için dil bilme ihtiyacı 5 -10 sene içinde yok olabilir. eskiden gümrükte iş 3 gün sürüyorsa o işi 3 saatte haledecekler belki ileride -atıyorum. herşey bilgisyarda formu doldur gönder, karşı taraf onaylasın vs. şeklinde akarsa dil bilmeye gerek kalmayabilir.
ama uslup, uzmanlık, alan bilgisi başka şeyler. yazılımın yetmediği, herşeyin standart formlarla yürümediği işler var.
0
niye ama
(05.07.17)
Bence de lazpalle haklı bu kadar önemi kalmayacaktır ağır çeviri yapanlar haricinde, basit çeviriler için (denildiği gibi anlaşma vs) insana ihtiyaç kalmayabilir. Mesela eskiden gemicilik çok güzelmiş çünkü gidiyorlarmış burdan brezilya'ya geminin gümrük işlemlerinin yapılıp yükün boşalması 6 ay sürüyormuş. Şimdi kaptan işlemleri yapana kadar, vinçle 1 günde indiriyorlarmış, karayı hiç görmeden geri döndükleri oluyormuş. Bunun gibi işte makineler yavaş yavaş yerimizi alıyor bence de.
0
ekaterina
(05.07.17)
Edebi çeviri bağlamında bir değişiklik olmaz bence.
0
Fusha
(05.07.17)
Simdi benim dil bildiğim filan yok da. Bazen yabancı sitelere girip çeviri yoluyla anlamaya çalışiyorum yazilari. Ama maalesef sadece ebemi zor anliyorum. Tabi sizin bu yazilimlarin çevirisi dort dortlukse orasini bilemem. O yuzden ben der meistere katiliyorum +1
0
for day to break
(05.07.17)
Google çeviri artık öyle çeviriler yapıyor ki sadece 2-3 edit gerektiriyor güzel bir çeviri için. 5-10 değil 2-3 sene sonra yazılı çeviri işi bitecek ya da çok ufak paralarla text uzerınde editing yaptıracaklar....
0
anonymice
(05.07.17)
(7)

Netflix üyelik sorusu

Apocalypse
Kac farklı insan bir üyelikten izleme yapabiliyor?Özel üyelik alırsam 4 farklı insan istenilen aygıttan izleme yapabilir mi?Hani iki kişi laptop, bir kişi tablet, bir kişi telefon gibi?Teşekkürler.
Kac farklı insan bir üyelikten izleme yapabiliyor?

Özel üyelik alırsam 4 farklı insan istenilen aygıttan izleme yapabilir mi?

Hani iki kişi laptop, bir kişi tablet, bir kişi telefon gibi?

Teşekkürler.
0
Apocalypse
(05.07.17)
Aile paketinde 5 kişi yer alıyor ve 5 kişi de farklı aygıtlar üzerinden kullanabiliyor.
0
fragile lady
(05.07.17)
Fiyatı nedir, bilgin var mı?
0
🌸Apocalypse
(05.07.17)
1- aynı anda 1 kişi, SD görüntü, 1 cihaza download hakkı -16tl
2- aynı anda 2 kişi, HD görüntü, 2 cihaza download -28tl
3- aynı anda 4 kişi, HD ve ultra HD görüntü, 4 cihaza download -40 tl
0
kobuzchu kiz
(05.07.17)
keske girip kendiniz baksaniz: www.netflix.com
0
hopeless
(05.07.17)
@hopeless zaten baktım, Internette de sağlıklı bilgi bulamadım. Buradan teyit etmek istedim. Çünkü direkt aile üyeliği adında bir üyelik yok. Arayan için de bu duyuru sağlam bilgi kaynağı oldu. Var mı başka sorunun?
0
🌸Apocalypse
(05.07.17)
zaten bir sorunum yoktu ki Apocalypse. piyasa degeri 45 milyar dolar olan bir platformun resmi sitesinde yazana bakip saglikli bilgi bulamaman da garip. verdigim linkte her sey yaziyor. aile uyeligi diye bir sey yok.
0
hopeless
(05.07.17)
spotify aile üyeliği gibi bi durum yok, aynı şifreyle bağlanıyor eş dost, yalnız aynı anda pakete göre 1, 2, veya 4 kişi bi şey izleyebiliyor, tek hesaptan maksimum 5 profil açılabiliyor, izleme slotları doluysa ve sen dışarda kalmışsan şu profilden şu izleniyor diye sana dökümünü sunuyor, o profili kim kullanıyorsa arayıp "çık ulan ben izleyecem" yapabilirsin yani teoride.
0
yuto
(06.07.17)
(6)

Facebook küstahlığı

ya ben lan neyse
facebook hesabım yokken başka bir ilde gelecek eğitim öğretim dönemi için ev aramamdan mütevellit bir hesap açtım. resim yüklemedim, arkadaş da eklemedim... ev kiralama gruplarına üye olup ev arıyorum diye duyurular açtım. geri dönüşler yavaş yavaş gelirken facebook "kendinizi net şekilde gösteren f
facebook hesabım yokken başka bir ilde gelecek eğitim öğretim dönemi için ev aramamdan mütevellit bir hesap açtım. resim yüklemedim, arkadaş da eklemedim... ev kiralama gruplarına üye olup ev arıyorum diye duyurular açtım. geri dönüşler yavaş yavaş gelirken facebook "kendinizi net şekilde gösteren fotoğraf yükleyin." "kimliğinizin fotosunu çekip bize yollayın" diye uyarılar vermeye başladı. hesaba erişemiyorum şu anda.

daha önce de hesabım yokken özellikle mobil bağlantıda facebook linki içeren hiçbir şeyi göremiyordum. illaki üyelik istiyordu.

şimdi bu adamlar güzel bir hizmet veriyor. kaymağı onların olsun da. kimlik fotosu nedir hocam? sen kimsin ki ben sana kimlik fotomu atayım? bu yavşaklık değil de nedir? böyle şirketler tekel haline gelince asıl pis yüzleri ortaya çıkmıyor mu? şimdi facebook a rakip olabilecek büyük bir ağ olsaydı facebook bunları yapabilir miydi?
0
ya ben lan neyse
(04.07.17)
Şimdi bardağın öteki tarafından bakarsak,

Sen kimsin ki facebook sana kayıtsız kuyutsuz hesap açmaya izin versin?
Sen kimsin ki facebook seni serverlarında barındırsın?

Düzen böyle, yapacak bir şey yok
0
tavish11
(04.07.17)
Yazdığınızın her kelimesine katılıyorum, fb küstahdır, hesap ayarlarına girip isim bölümüne tıklayın:
www.facebook.com

Nüfus cüzdanında yazdığı gibi olması gerekiyormuş, şimdi dil seçiminden ingilizceye geçin, kimlikle ilgili zorunluluk uçtu değil mi? Yani bu küstahlığı türk vatandaşlarına yapabiliyorlar, başkalarına değil!
Açık söyleyeyim, ingilizce dilde "resmi kimliğinizdeki gibi olcak" diye yazmaya kalksalar abd avrupa'da kıyamet kopar, büyük rezalet olur.
FB'da aslında gerçek kimlik bilgisi girme gibi bir zorunluluk yok, hatta bu konuda kendilerinin de açıklaması var. Ama türk vatandaşları için bunu yapabiliyorlar. Nasıl yapabiliyorlar? Çünkü bu ülke halkının bu tür küstahlıkları engelleyebilecek bir itibarı, etik-hak-mahremiyet vs anlayışı yok, bunu dile getirecek basın da yok, zaten basında haber olsa bunu anlayabilecek okur da yok, ayrıca sosyal medyadan tepki gösterecek kitle de yok. O yüzden rahatlar.
0
mikro patlama
(05.07.17)
tavish11@ müşteri?
0
🌸ya ben lan neyse
(05.07.17)
www.theguardian.com
Facebook gayet ABD için de illa ki gerçek isim olacak diyor, takma isim kullanan hesapları kapatıyordu. Gerçek ismini kullanmak bu insanların bir kısmı (özellikle lgbti) için ciddi tehdit oluşturduğundan uygulamada değişikliğe gittiler. "Tanındığınız isim" gibi bir şeye dönüştü o.

Ha öte yandan, ev arama gruplarında hiç fotoğrafı olmayan, Facebook'a bir ay önce üye olmuş, kimdir nedir belli olmayan bir insan da hiç güven uyandırmaz. Facebook'un bu insan gerçekten söylediği kişi mi diye onay istemesini şu zamanda yadırgamıyorum ben pek.
0
kobuzchu kiz
(05.07.17)
Fecebook fotograf paylasip check-in yapma platformundan cok daha oteye dogru gittigi icin gercek kisi olma sarti kosuyor. UCak bileti satarken de kimlik istiyorlar senden mesela.
Kimlik vermek istemeyevilirsin, uye olmazsin o zaman Facebook'a. Adamlar yatirim yapmis dunya devi olmus, bu hizmeti ucretsiz sunuyorlar kullaniciya. Boyle bir sart koymasi da normal, o yatirimlari buyumek icin yaptilar, politiklari da uyelerin gercek kisi olmalarini gerektiriyor. Kimlik fotosu gondermek pek hosumuza gitmez ama durum boyle.
0
stavro
(05.07.17)
ulan bize kıçıkırık bir üyelik verene kadar ağzımıza sıçarsın, sonra da milletin her türlü mahremini o.ospu yaparsın ha?

resmen şu sahne gibi oldu:

www.youtube.com
0
🌸ya ben lan neyse
(01.04.18)
(9)

Orkestra şefi tam olarak ne işe yarar?

yanginmerdiveni
Selam,misal bir orkestra konser verecek, zaten bu konsere hazırlanmak için sayısız kere çalışmıyor mu bu insanlar? Nerede ne şiddette gireceklerini bilmiyorlar mı ? Orkestra şefine neden ihtiyaç duyulur tam olarak?
Selam,
misal bir orkestra konser verecek, zaten bu konsere hazırlanmak için sayısız kere çalışmıyor mu bu insanlar? Nerede ne şiddette gireceklerini bilmiyorlar mı ? Orkestra şefine neden ihtiyaç duyulur tam olarak?
0
yanginmerdiveni
(03.07.17)
(bkz: #11239023)
(bkz: #20094722) başlığa göz atabilirsiniz bence :)

edit: bir de bu (bkz: #29715187)
0
kobuzchu kiz
(03.07.17)
yazıda nasıl çalınacağı kabaca tarif ediliyor. ama aynı orkestrayı iki farklı şef yönetince iki farklı sound çıkıyor.
0
alperz
(03.07.17)
O olay oyle degil.

Bu dedigin yonetmensiz oyuncular film ceksin nasilsa rolunu biliyor demekle ayni.


Iste o calismalarin hepsini sef yonetiyor. Saniyorsunuz ki gidiyorlar bastan sona uc ay parcalari caliyorlar. Oyle olmuyor.

Parcalar kisim kisim inceleniyor. Sef istediklerini soyluyor ona gore tekrar tekrar prova oluyor. Sefin hareketlerini taniyor elemanlar.

Konserde de sef aylarca duzenledigi ekibin sovunu yapiyor. O ana kadar her seyin kompozisyonu sefte.

Konser aninda bi seyleri olayin ruhuna gore degistirebilir de. O an takip etmek zorunda kisiler.
0
senialanaglasinalsinsikinicaliyabaglasin_yine
(03.07.17)
Kıyaslama doğru mu olur bilmiyorum ancak, gittiğim tüm okullarda, ayrıca özel kuruluşlarda koro çalışmalarına katıldım yıllarca. Tüm bu süreci yöneten şef olmazsa olmazdık. Karşımızda tüm sesleri net duyan, farklılıkları algılayan bir şahıs var. En yüksek sesli kavgalarımı, sıkıcı ve yorucu tekrarlarımı hep şef ile yaptım. Gerçekten olmazsa olmayız.
0
cliquot
(03.07.17)
Hocam dışarıdan bakarak anlaşılması zor bence, amatör bir koroda katılımcı olmak lazım.
0
lcha
(03.07.17)
gireceği yeri biliyor tabi de duymaz onları mesela obuadan sonra kemancı girecek, kemancılar duymaz onu, işte orada şef devreye girer, onlara nerede gireceklerini işaret eder.
0
cekilmis gayfe
(03.07.17)
senialan +1

ayrıca konser esnasında girişleri ve çıkışların ne zman olacagını şefi takip ederek anlarsın, parça esnasında hangi enstrümanın partisi gelirse şef ona girmesi için işaret eder yani orkestrayı o esnada yönetir, isterse hızlandırır isterse yavaşlatır, mesela koda olan bir yer vardır konser sırasonda şef isterse işaret ederek o kısmı çaldırtmayabilir. Şeften şefe göre yorumlama çok değişkendir, tempoyu o belirler vs vs. Trombonist olarak eyyorlamam bu kadar.
0
mirty
(03.07.17)
Soruyu görünce aklıma geldi, soruya cevap değil ek bir soru olacak, geçen gün bir söyleşide Ali Poyrazoğlu Borusan Filormani Orkestrası'nı yönettiğinden bahsetti, Cem Yılmaz da yapmıştı aynısını. Bu nasıl olabiliyor?
0
hair freak
(03.07.17)
her şey söylenmiş, sözlükteki entryler güzel anlatıyor aslında.
izlemeye gittiğiniz konserler işin sunum kısmıdır, mutfakta neler olduğunu gelin bir de o şefe sorun.
stressli iştir, tüm orkestranın sorumluluğu sizdedir, yanlış çalanı duyup yaşından dolayı duymamazlıktan da gelebilirsiniz rezil de edebilirsiniz size kalmış.
şef bir dj gibi dışarıdan duyulacak müziği ayarlar, tüm ayarlamaları manuel olarak el ve kollarını kullanarak yapar.
izlediğiniz konser dediğim gibi biraz da show içerikli bi şey, sahne sonuçta. orada şef olmasa da orkestra aşağı yukarı aynı şeyi çalar, o kadar provanın üstüne ezberlemiş oluyor zaten.
şeflik önemli bi şeydir efendim, başkomutandır bir nevi.
0
sanrı
(03.07.17)
(3)

Bir cümleyi yazamadım...

nous docky
Şimdi bir şeyin üzerine "ahmet & mehmet' e,annesine ve babasına aittir..." gibi bişeyler yazmak istiyorum ama karar veremedim ve hiç biri kulağa düzgün gelmiyor... ("&" işaretine takılmayın lütfen kalsın o)("ahmet & mehmet" ten sonraki "' e" de kalacak o da sorun olmasın)"ahmet & mehmet' e," den son
Şimdi bir şeyin üzerine
"ahmet & mehmet' e,
annesine ve babasına aittir..."
gibi bişeyler yazmak istiyorum ama karar veremedim ve hiç biri kulağa düzgün gelmiyor...
("&" işaretine takılmayın lütfen kalsın o)
("ahmet & mehmet" ten sonraki "' e" de kalacak o da sorun olmasın)

"ahmet & mehmet' e," den sonra:
"annelerine ve babalarına aittir..." mi doğru "annesine ve babasına aittir..." mi daha doğru (isimlerden sonra anne' den önce "onların" gibi bir ifade koymak istemiyorum (ahmet & mehmet' e, onların anne ve babasına aittir..." gibi olmasın yani..
0
nous docky
(30.06.17)
Ahmet ve Mehmet'e,
anne ve babalarına aittir.
yeterince iyi gibi? (& işaretine takıldım evet, sonda da üç nokta olmamalı.)
0
kobuzchu kiz
(30.06.17)
Üç noktayı ben özellikle yerli yersiz kullanıyorum. Hep böyleydi ama bilerek yaptığım bir hata...

Benim de aklıma geldi bu şekil ama emin olamadım bir türlü...

Teşekkürler bu arada...
0
🌸nous docky
(30.06.17)
Sanki anne bir babalar çok gibi duruyo bu şekil de o yüzden içime sinmemişti sanırım...
0
🌸nous docky
(30.06.17)
(4)

Çeviri yaptırmak

ekaterina
Çeviri yaptırmak için duyuru açtım da dün, belki silinir diye ücretli yazamadım ama tam anlaşılmadı galiba, ücretli çeviri diye duyuru açınca siliniyor mu, bu da mı iş/işçi arama olarak değerlendiriliyor? Ona göre tekrar açacağım.
Çeviri yaptırmak için duyuru açtım da dün, belki silinir diye ücretli yazamadım ama tam anlaşılmadı galiba, ücretli çeviri diye duyuru açınca siliniyor mu, bu da mı iş/işçi arama olarak değerlendiriliyor? Ona göre tekrar açacağım.
0
ekaterina
(30.06.17)
Kendileri de bilmiyorlar, bir kural oturtamamışlar bunca senede.

Aslında para karşılığı çeviri ispiyon sebebi olarak görünüyor ama kafalarına göre kural degistirdikleri ve bunu da kullanıcıya bildirme gereği duymadıkları için emin değiliz artık.
0
devilred
(30.06.17)
www.eksiduyuru.com
Eskiden şurada ücret karşılığı çeviri maddesi de vardı, şimdi baktım ödev/tez kalmış sadece. Ama freelance iş sayılıyor olabilir.
0
kobuzchu kiz
(30.06.17)
@kobuzchu kiz para karşılığı ödev yaptırmak da yasak o kısmın kalması da ilginç.
0
🌸ekaterina
(30.06.17)
Yok ödev ve tez yasak zaten, ama orada çeviri de vardı diye hatırlıyorum.
0
kobuzchu kiz
(30.06.17)
(13)

bebek hediyesi

baharat
En yakın diyebileceğim bir arkadaşımın bugün oğlu olacak. Altın takıcam tamam ama altın dışında alınabilecek bir hediye var mı aklınıza gelen?böyle ileriye dönük birşey de olabilir ne bileyim şu an anlatamamış olabilirim tam olarak ama eğitimine falan kullanabileceği birşey, bi sertifika, adına diki
En yakın diyebileceğim bir arkadaşımın bugün oğlu olacak. Altın takıcam tamam ama altın dışında alınabilecek bir hediye var mı aklınıza gelen?
böyle ileriye dönük birşey de olabilir ne bileyim şu an anlatamamış olabilirim tam olarak ama eğitimine falan kullanabileceği birşey, bi sertifika, adına dikilmiş bir ağaç veya daha orjinal başka bir şey..
hediyenin güzelliğine göre 1.000 tl ye kadar çıkabilirim. daha aşağılarda olursa daha da güzel olur tabi ki.
0
baharat
(28.06.17)
mama sandalyesi
0
füt
(28.06.17)
Sertifika, ağaç falan dediniz diye aklıma geldi. WWF'ten panda ya da başka canlılar evlat edinebilirsiniz, basılı sertifikası gidiyor, daha fazla bağış yaparsanız bir de hediye seti var. www.wwf.org.tr
Ya da böyle anne bebek yogası falan gibi, arkadaşınızın keyif alacağını düşündüğünüz aktiviteler varsa onlardan alabilirsiniz belki.
0
kobuzchu kiz
(28.06.17)
Oyun halısı çok işe yarıyor.
0
denef
(28.06.17)
oyun halısı, ev tipi ana kucağı olabilir.
0
sta
(28.06.17)
ergonomik sling/kanguru.

neko, boba, ergobaby vb markalar olabilir. hayat kurtaran bir urun.

facebook ta babywearing grubuna mutlaka bakın.
tuniko.com ya da huggyberry.com, ya da miss bebek sitelerine bakın.

www.google.com.tr
0
balik kraker
(28.06.17)
bence hediye çeki gibi bir şey verin.
0
acid rain
(28.06.17)
senolll
(28.06.17)
Arkadaşlar, cevap veren herkese teşekkür ederim. Gerçekten de çok güzel şeyler, hatta bir kaç tanesini alacağım büyük ihtimalle.

Ama benim bahsetmek istediğim biraz daha farklı bir şeydi sanırım, biraz daha materyalden uzak, veyahutta illa materyal olacaksa biraz daha pahada yüksek şeyler. Umarım kimse beni yanlış anlamıyordur.
0
🌸baharat
(28.06.17)
sünnetini sen karşıla hem kirveside olursun.manevi olarak amcası olmuş olursun hem
0
mukon
(28.06.17)
arkadaşlarımın bebeklerine altın dışında hep prima boy boy bezlerden alırım çok işe yarıyor :)
yeni doğmuş bir bebeğin en büyük masrafı bence budur ve eğitimini düşünmek için çok çok erken .
0
devilone
(28.06.17)
@mukon haha sünnet masrafı iyiymiş de arkadaş grubumuzda bi tane de üroloğumuz var (:

yok ya bunlar değil, değerli bişey olsun istiyorum ama, yok bulamadım. :/
0
🌸baharat
(28.06.17)
bankaya kumbara hesabı açtırıp 1000 tl ile açılışı yapabilirsin . üstüne aile büyükleri para yatırmaya devam eder eğitimi için kullanabilirler .illaki aklına gelmiştir çok özel birşey değil ama aklıma gelince yazmak istedim .
0
devilone
(28.06.17)
kıymetli demissiniz... ergonomik kangurular markasına göre 650 liraya kadar çıkıyor.

bez almayı ben önermiyorum. bebeğin bezini kullanmak istedikleri markaya göre anne baba belirlemeli. bizim bebekte sadece prima premium care kullandım. çünkü huggies ve sleepy deli gibi pişik yaptı. paketler elimde patladı. bez alacaksanız sorun. bir de hızlı büyüyorlar, stok yapmak çok akillica gelmiyor bana. uygun numaranın büyük boy paketi yeterli oluyor.
0
balik kraker
(28.06.17)
(1)

Bahçedeki Anne ve Yavru Kediler ile Mücadele

ugrcn
Hayırlı Bayramlar,Bahçemizde bir anne ve 4 yavru kedi var. Kediler daha önce beslediğimiz ve baktığımız kediler değil. Kendilerini beslemek, bakmak , sevmek hatta sahiplenmek istiyoruz ancak bu arkadaşlar kendilerine yaklaştırmıyorlar. Anında kaçıyorlar yakalayamıyoruz da. Sizce bu arkadaşlar ile ar
Hayırlı Bayramlar,

Bahçemizde bir anne ve 4 yavru kedi var. Kediler daha önce beslediğimiz ve baktığımız kediler değil. Kendilerini beslemek, bakmak , sevmek hatta sahiplenmek istiyoruz ancak bu arkadaşlar kendilerine yaklaştırmıyorlar. Anında kaçıyorlar yakalayamıyoruz da. Sizce bu arkadaşlar ile aramızı nasıl iyi yaparız.


Sevgiler
0
ugrcn
(27.06.17)
Eve almayacaksanız bırakın kaçsınlar, uzaktan besleyin daha iyi. Mamalarını koyarken uzaktan sakin sakin konuşup sesinize alıştırın, sizin beslediğinizi görsünler. Yavrular büyüdükçe ve sizi gördükçe yavaş yavaş alışıp yaklaşmaya başlar zaten, yakalamak için inatlaşırsanız daha çok kaçarlar.
0
kobuzchu kiz
(27.06.17)
(1)

1-2 gün daha eskişehirdeyim

klar
Dün az biraz gezdik dolastik yetti. Akrabalar dışında kimse yok. Tinder yükledim, kaydıra kaydıra etrafımdaki insanlar da bitti. Napsam?
Dün az biraz gezdik dolastik yetti. Akrabalar dışında kimse yok. Tinder yükledim, kaydıra kaydıra etrafımdaki insanlar da bitti. Napsam?
0
klar
(27.06.17)
Odunpazarı gezildi mi? Gidip müzeleri gezin diyeceğim ama giriş erkeklere 2,5 lira, kadınlara 1,25 gibi hayatımda görmediğim bir saçmalık yapmışlar o yüzden gitmeyin, protesto ediyorum ben.

Sazova'ya gidip çimenlere yayılıp kitap okuyun. Akşam akrabaları toplayıp Şelale Park'a çay içmeye çıkın ya da genç akrabaları toplayıp Varuna Kantin'e falan gidin.
0
kobuzchu kiz
(27.06.17)
(17)

olumlama hakkında ne düşünüyorsunuz?

Apocalypse
sb.kimsesizlerin sesi olmaya geldim, büyük bir linçe de uğrayabilirim ama içimde kalmasın istedim.bu konu hakkında düşündüğüm tek şey, koca bir saçmalık olduğu. başta güldüm, çünkü bu kadar büyük bir trolleme görmek beni güldürdü açıkcası... sonra... bir dakika... galiba trolleme yok burada... nasıl
sb.

kimsesizlerin sesi olmaya geldim, büyük bir linçe de uğrayabilirim ama içimde kalmasın istedim.

bu konu hakkında düşündüğüm tek şey, koca bir saçmalık olduğu.

başta güldüm, çünkü bu kadar büyük bir trolleme görmek beni güldürdü açıkcası... sonra... bir dakika... galiba trolleme yok burada... nasıl yani? insanlar ciddi mi? bir dakika ya, ciddi misiniz?

bu dandik kuantumcu saçmalığı değil mi? ben mi yanlış biliyorum.

internete yazdım bakayım, nedir diye:

"Bilinçaltınızın yaptığınız olumlamaları kabul edebilmesi için 21 gün gerekmektedir. İşte bu nedenle; bir olumlamayı 1 ay boyunca sürdürmelisiniz. Bu konuda daha başarılı olmak için olumlamanızla alakalı sözcükleri gün içinde daha fazla kullanmayı deneyebilirsiniz."

hmm 21 gün.

"Örnek vermek gerekirse;
Mutluluk olumlaması yapan biri, gün içinde neşe, gülümseme, eğlence, hoşnutluk, sevgi gibi kelimelerle düşünme taktiğini geliştirebilir. Tüm bunlara ek olarak; olumlamanızı sabah kalktığınız anda ve gece yatmadan önce yapmanızın daha tesirli olacağını bilmelisiniz. Mesela; sabah kalktığınızda sesli bir şekilde ve tüm hücrelerinizle inanarak birkaç kez “mutluyum” demelisiniz."

ne?! bir dakika, ne?

"Sakin ve içtenlikle yaptığınız olumlamayı ses kaydı alabilirsiniz. Gün içinde hatta uyurken bu ses kaydını dinleyebilirsiniz. Çünkü bu şekilde benimsediğiniz çekirdek inanç daha kolay kırılacaktır ve olumlamanız bilinçaltınıza daha rahat ulaşacaktır. "

şaka mı bunlar?

sabah kalktıktan sonra ve yatmadan önce "mutluyum" diyerek bilinç altına mutluluk aşılamaya çalışmak yerine mutlu olduğunuz şeyleri yaparak mutlu olmanız daha muhtemel ve sağlıklı olacaktır. mutlu ve saçmalıklardan uzak bir hayat dilerim.
0
Apocalypse
(26.06.17)
Seni hayal kırıklığına ugratmayacagımı biliyorum ama ben inanıyorum buna:)
0
Kalinka
(26.06.17)
Zavallı fizikçiler, kuantum konusu şöyle şeylerde kullanıldıkça laboratuvarlarında ürperiyorlardır sanırım. Ben seni destekliyorum. Sahte bilimin tutulur yanı yok.
0
kobuzchu kiz
(26.06.17)
Aman tanrım, vegas şaşkınlığımı gizleyemeyeceğim; telkinin nasıl faydası yok diyebilirsin. şaka gibi. telkin dediğin şey insanları ipten alıyor.

apocalypse; şimdi bu bahsini ettiğin durum; hayatında bi' olumlu bi' olumsuz gelişme varsa haklısın ancak; arka arkaya olumsuzluk gelirse bunu kullanarak çıkılabiliniyor.

bir de başa gelmesi lazım bunları anlamak için, öyle uzaktan olcek iş değil. mutluluğu çağırarak iyi hissedermisiniz bilmiyorum ama mutsuzlukları düşünmezseniz daha iyi hissedeceğinizi biliyorum.
0
mete kudur
(26.06.17)
insanlar özel olduğuna, diğerlerinden farklı olduğuna inanmak ister. bu tip akımların çoğu da bu zayıflıktan faydalanıyor.

bunun dışında sorun değil çözüm odaklı olmak ve hedefe gidiş konusunda motive olmak her zaman avantajlıdır. basitçe insan nereye bakarsa, ne ararsa onu görür. ayrıca psikolojide çoğu durumda şikayet ediyor olsak bile içine düştüğümüz durumu çoğunlukla kendimizin seçtiği görülüyor.
0
orpheus
(26.06.17)
Sana katılıyorum. Ben de aşırı uyuzum böyle "şimdi kendimizi iyi hissedeceğiz ve mutlu olacağız" tarzı muhabbetlere. Bi faydasinin oldugunu da sanmiyorum.
0
nundu
(26.06.17)
Bu iş biraz karışık.

Genel olarak 'Güzel şeyler söylersem 21 günde olur' gibi şeylere inanmıyorum. Kuantum, enerjiler, feng shui'ler falan benim için sapsahte bir şey. Kesinlikle inanmıyorum.

Yine de inandığım şu: kendi kendini inandırma ile ilgili bir milyon çalışma var. İlk çalışmalardan biri de şu.
search.proquest.com
link.springer.com


Örneğin, sporcuların maça çıkmadan önce 'Başarabilirsin, güven kendine' demesi ya da sunum yapacak olan birinin kendi kendine 'Heyecanlanma, sakin ol, nefes al ver' demesi, aynaya bakarak kendini gaza getirmek gerçekten kendine güveni yerine getirmek olumlu yanları olduğu kanıtlanmış yöntemler. Aynı şekilde, başkasının sana verdiği konuşmayı hayal etmek de aynı etkiyi yaratıyormuş daha ilginci. Yani, 'Kendi kendine konuşana deli derler' baskısı varsa, başkasının bunu söylemesi bile aynı rahatlığı verebiliyormuş. (Bir yandan da hayal kurmanın bazı büyük yıkıcı etkileri de var)

Bu yöntemlerden mucize beklememek gerek. Yani, sen sunuma hazırlanmadıysan istediğin kadar kendi kendine konuş, fayda etmez ama iyi hazırlandığın bir sunum için, hafif bir anlık anksiyete varsa onun üstesinden gelinmesinde yardımcı olabilir.

Örneğin, şurada kendi kendine konuşmanın yönetim performansı üzerine etkisi var.
onlinelibrary.wiley.com

Atalarımız bunu 'Bir şeyi 40 kere söylersen olurmuş' derler. İngilizcesi de 'Fake it tilll you make it'. Bu da bilimsel olarak şu şekilde açıklanıyor ve kanıtlayan çok çalışma var: Birisi size bir gün aptal dedi diyelim. Ona o gün inanmazsınız ama sürekli insanlar başınıza aptal olduğunuzu kakalarlarsa, bir süre sonra ilk önce şüphe başlarmış, 'Ya hakkaten aptal mıyım' diye, sonra da kabullenme başlarmış. Aslında ilk önceki hali ile değişen şey zeka değil. Zeka önceden neyse hala o, aptal dediği için insan aptal değil. 40 kere aptal dendiği için aptal olmuyor ama insanın güveni düştüğü için normalde yapacağı basit bir işten çekinerek aptal gibi görünmesine ve ötesinde aptal olduğuna inanmasına neden olabiliyor.

Ayrıca, minör depresyondan kurtulma için tavsiye edilen uzun süreli yöntemlerden biri de sahte gülmedir. Zorla gülmenin minör depresyonu ortadan kaldırdığını belirten de çok çok çok çalışma var. Tam bir 'fake it till you make it' durumu var. Bir süre sonra gülmek refleks haline geliyor ve bu da insan vücudunun biyokimyasını etkiliyor. Dolayısıyla sahte bir gülüş insanın bakış açısını bir miktar değiştirebiliyor.

Bunun yukarıdaki gibi 'Sabah üç rekat söyle', 'Akşam suyunu iç tekrar söyle' gibi kuralları olan bir 'kuantum' kisvesi altında olması sorun. Yoksa, bana şu motivasyonel, kişisel gelişim sözleri de çok komik geliyor.
s-media-cache-ak0.pinimg.com
www.inspirational.quotesms.com
Bu tarz şeyler bana oldukça komik ve gereksiz geliyor.

Ancak, bir de plasebo etkisi var. İnsanlar bu şekilde iyi olacağını düşünerek gerçekten iyi hissedebiliyorlar. Üstelik, bu sahte bir mutluluk etkisi falan da değil, bildiğimiz gerçek mutluluk. Yani, inanmaya da bakıyor iş biraz. Din gibi. Ölünce cennete gideceğine inanırsan mutlu oluyorsun ama buna inanmazsan, ölümden sonrası düşüncesi mutluluk vermiyor.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta şu. Olumlu düşünmek güzel ve mutluluk verici ama bunun bir temeli olması gerekiyor. Örneğin, mutsuz bir insanın sabah 'Mutluyum' diye zorlayarak fırlaması onun mutsuzluk kaynağı ile yüzleşmesini engelleyebilir. Bir de bariz bir mutsuzluk kaynağı varsa, doğru olanın o mutsuzluğa koyvermek gitmek olduğunu söylüyorlar. Örneğin, bununla ilgili bir vaka vardı. Babasının ölümünden sonra hiç ağlamayan ve hafif uyuşuk bir şekilde hayatına devam eden bir kişi, üzüntüsünü içinden atamadığı, sisteminden çıkaramadığı için önce pasif agresif, sonra da saldırgan hale geldiğini söylüyordu. Örneğin, sevgiliden mi ayrılındı? Sabah kalkınca söylenecek iki uç var: 'Bundan sonra ne yapacağım? Neden böyle oldu? Hayat nasıl devam edecek şimdi?' grubu bunlardan biri, diğeri de 'Mutluyum' diye inkar etmek. Olabilecek en ideali ise 'Üzülüyorum, ağlayacağım, kötü durumdayım, kusana kadar da ağlayabilirim ama ileride geçecek. Geçene kadar böyle hissediyorum'.

Bu çalışmaların söylediği şu. Eğer ekstra bir durum yoksa; şartlar uygunsa ya da o kötü şartlardan kaçılamıyorsa, kendi kendine olumlu olumlu gazı vermek aşırı faydalı bir şey. Bir gün, iki gün değil; 21 gün olduğunu ya da belirli kalıp ritüellerin buna yardımcı olacağını sanmıyorum ama bir süre sonra o olumluluk insanın karakterinin bir parçası olabiliyor. Bu da hayatı güzel yapan etmenlerden biri. Bir anlamda, bir kanser hastası için moral ne demekse, bir insan için de telkin o. Her şeyin üstesinden gelemez ama bazı küçük şeylerin üstesinden gelecek gücü verir.

Bir de atalarımızın bize yaptığı en büyük kötülüklerden biri de 'Kendi kendine konuşana deli derler' meselesi. Olumlama için olmasa da, insanın kafasındaki muhasebeyi sesli ve kendi kendine yapması düdüklü tenceredeki basıncı alıp patlamasını önleyen en basit yollardan biri.
0
aychovsky
(26.06.17)
duyurudakiler gerçekten de üzerlerindeki negatif enerjiyi (!?) dağıtmak için buna başladıysa bariz saçmalık. telkin konusunda ise söylenenlere katılabilirim.
0
zgrydn
(26.06.17)
""Mutluluk olumlaması yapan biri, gün içinde neşe, gülümseme, eğlence, hoşnutluk, sevgi gibi kelimelerle düşünme taktiğini geliştirebilir.""

Yukarıda alıntıladığım kısım bir eylem. Sana sadece düşünmek gibi geliyor ama sadece düşünmek değil bu. Çünkü düşünmek, istediğin fikirleri düşünmek ve istediğin duygulara bürünmeye çalışmak da birer eylemdir.

Kelimeler bu eylemlere zihni hazırlarlar. Çünkü kelime etkidir, elde etmek istenen düşünme tepkidir. Bence çok önemli. İnsanın kendini dış etkenlerin doğrudan müdahalesiyke değil de, onlardan tamamen sıyrılıp sadece kendi düşüncesi ve bilinciyle yönetmesi çok muazzam bir şey.

Emin ol zihni bu afrika açlığında yaşayan milyarlarca insan var!

Mevzu sadece telkin/olumlama ise, ben bu yolla sigara bağımlılığından kurtuldum. Sırf tembelliğimden ötürü bunu diğer sorunlar için kullanmayı bıraktım. Yoksa bizzat yaşadığım bir şey yani. Buna faydasız demek yanlış olur. Ama faydalı olan şey yalnızca olumlamalar değildir, bir iş birliği ve denge ve hatta uyum gerekir. Bunun farkında olmak lazım. Bu anlamda, yani "işlerin sadece telkinle çözülebileceği fikri yanlıştır" noktasında evet çok haklısın.

Telkin eğer duygulanımı uyandırmıyorsa, yani kullandığımız kelimelerin ifade ettiği duyguları, kelimelerin anlamlarını hayalimizde canlandırdığımız sırada yaşamıyorsak o telkin zaten bozuk plaktan başka bişey değildir. Mesele zaten duygularımızı düşüncelerimizle, düşüncelerimizi duygularımızla ve en önemlisi de kendi hür bilincimiz ve hür irademizle değiştirebilmemiz. Konu bu. Kimi telkinle yumuşar kimi davranışla kimi ikisinin birleşimiyle kimi sadece bilgi edinerek... insan sayısı kadar çeşitli tedavi ve yöntem var. Çünkü insan biricik. Her bir yöntem bir başkasına %100 tesir etmeyebilirse de yol gösterir, çağrışım yaptırır.

Yani papağanın konuştuğu kelimeden ben alınganlık edersem daha kolay iyileşirim. Ama papağanın savurduğu hiç akla hayale gelmeyecek -mesela- küfürlere karşı en ufak bir tepkim yoksa o zaman çok daha zor iyileşirim. Yani olay çok daha derin. Mesele budur kanımca.
0
yaren
(26.06.17)
saçmalık. hatta gavurlar daha kolay özetlemiş: fake it 'til you make it (hatta aychovsky demiş benden önce).
herkes kolay yoldan bir şey aradığı için bu tür şeyler ortaya çıkıyor. işe yarıyorsa onlara ne mutlu.

ayschovsky'nin yolladığı makalelerde çok basit eleştirilecek noktalar var ama son zamanlarda çıkan biyolojik temelini alan da makaleler varmış. o yüzden bilemedim.

kız düşürmek için iyi olabilir gençler düşünün bunu
0
passion rules the game
(26.06.17)
Bu konuda bir araştırma okumadım. Fakat nöropsikoloji alanında okumuş olduğum bir makaleye dayanarak işe yarama ihtimalinin olduğunu belirtebilirim. Okumuş olduğum makalede ağza yatay olacak şekilde bir kalem tutturuluyor ve gülme pozisyonu aldırılıyor. Daha sonra beyin görüntüleniyor. Ortaya çıkıyor ki beyin bu kişinin güldüğünü sanıp ona göre mutluluk hormonu salgılıyor. Yani beyin yanıltılmış oluyor. Bu nedenle düşünce ve duygu boyutunda telkin ile kontrol sağlanabileceğini düşünüyorum. Fakat telkine bir ay boyunca devam edeyim ve ay sonunda sınavdan geçeyim, zengin olarak kalkayım, six pack'lerim çıksın vb. söylemler zaten konu dışı olduğundan bu konuda konuşmaya gerek yok.

@Aychovsky'nin yazdıklarını sonradan gördüm. Benim belirttiğim araştırmayı da onunkilerin yanına ekleyebilirsiniz... :)
0
elitist
(26.06.17)
21 gün sadece belirli cumleler soyleyerek bir seylerin degisecegine inanmıyorum. Insanlar genelde sever boyle rakamsal kesinlikleri. Daha da inanirlar. O yuzden 21 rakaminin uyduruldugunu düşünüyorum.

Ama bilinçaltının gerçekliği ayırt edemeyip nasılsan oyle oldugunu kabul etmesi olayı mantikli geliyor. Yukarıdaki ağza cubuk koyup gülme şekli alındiginda beynin tepki vermesi ornegi gibi. O yüzden olumlamayı bilmem ama olumsuz dusuncelerle kendini sabote etmek diye bir sey kesinlikle var bence. Yani 21 gün mutluyum dersem mutlu olur muyum bilemiyorum ama surekli bende şans yok, kesin bi aksilik çıkar, ne istedim de oldu ki gibi cumleler kuran bir insanin hayatinin hicbir zaman istedigi yönde gitmeyeceginden eminim. Buna inanıyorum. Negatif telkinler kesinlikle negatif durum yaratıyor. Olumlu telkinlerin de beyni kandırıp ona göre davranması konusunu biraz daha arastirmak lazim. En azindan ruh halini degistirmesi cok mümkün.

Bence dümdüz olumlu cümle kurmaktan ziyade zihinde canlandırmak önemli. Bunu bilinçli olarak yapmadım ama iyi ya da kötü, insanın kafasında hissederek yasadigi sahneler cogu zaman gerceklesiyor. Cok defa yasadim bunu. Bir açıklamasi vardir diye dusunuyorum. Bunun ne olduğunu bilmiyorum , Olumlamaya degil ama buna inanıyorum sanırım.

Dusuncelerin gercege donusmesini cok hafife almamak lazim ama tüm bunların "her şey senin elinde, sen istersen her şey olur, senin zihnin dışında baska dış faktorlerin onemi yok yeter ki düşün" boyutuna getirilmesini abartılı ve gercekten uzak buluyorum.
0
aquarium
(26.06.17)
psikolojide böyle bir şey vardır mutluyum demekle mutlu olmakla dünyaya daha pozitif bakabilirsiniz ama bir çok insanın toplanıp olumlama yapması yanlış olur ve yeteri kadar etkili olmaz görüşündeyim. insan kendi kafasının içinde mutluyum deyip bir şeylere olumlu yönden bakabilir fakat bunu bi kural gibi yapmak sürekliliğe maruz bırakmak olumluluğu zorunlu kılar ve zorunlu olan şey de psikolojimize zarar verir nitelikte bi etki bırakır bence.

yani, gidin yalnız olumlayın, ama saçma yaşam koçları gibi oooh rahat bi nefes alıyoruz ve mutluyuz şeklinde de değil.

bakın en basitinden normalden fazla bir şekilde empati yapmak size olumlama yaptırabilir. çünkü sürekli başka şekillerde düşünüyor olursunuz ve kendinizi karşıdakinin yerine koyduğunuzda yaptığı şeyler birden mantıklı olabilir. bu bi olumlamadır. yani olumlamayı bi kural gibi değil bi karakter özelliği gibi kullandığınızda daha iyi oluyor bence.

ki bu zamana kadar gördüğüm tüm güzel karakterli ve olumlayıcı insanlar buraya çalışarak değil karakterinde varolarak geliyordu.

ben olumlamaktan bunu anladım yanlış anladıysam kusuruma bakmayın.
0
freetakilir
(26.06.17)
@aquarium zaten olumlu biri olmak, olumlu düşünmek güzel şeyler, çok da severim öyle insanları ama bu olay öyle değil ki, son cümlede de söyledim neden sabah akşam "ben mutluyum, ben mutluyum" diyeceğine, en sevdiği yemeği yiyip gerçekten mutlu olmasın, arkadaşlarıyla buluşup iyi vakit geçirip mutlu olmasın?
0
🌸Apocalypse
(26.06.17)
iyi bir müslüman olup cennete gideceğine inananlar buna mı inanmıyor anlamadım :D
0
sanrı
(26.06.17)
@apocalypse zaten en sevdigi yemegi yiyerek, arkadaslariyla vakit gecirerek mutlu olabilen insanlarin bunlara ihtiyac duydugunu sanmıyorum. Artık hicbir seyin yolunda gitmedigini dusunen, dipte hisseden insanlar çıkış yolu olarak bari mutluyum diyeyim de beynimi kandirayim diye dusunuyor olabilir. Ama ben duygu olmadan sadece söylem ne kadar ise yarar emin degilim. En azindan ruh halimi biraz toparlayabilir miyim diye dusunuyor olabilirler. Ama bence 21 gun olumlama yapacagim diye bir zorunluluga girmek insana kendini surekli "mutsuzum 21 gun sonra mutlu olacagim" mesaji verdigi icin hicbir sonuc alinamayacaktir.
0
aquarium
(26.06.17)
@aqurium alkışladım vallahi, haklısın.
0
🌸Apocalypse
(26.06.17)
Anahtar kelime: (bkz: nöroplastisite)
0
devilred
(26.06.17)
(11)

Gümüş dünyanın en sağlıklı ilacı imiş doğru mu?

iddaaci
Merhabalar internette okudum. Gümüş elementi çok sağlıklıymış ve çok ciddi hastalıklara iyi geliyor ve iyileştiriyormuş. Hatta kara veba salgınından sadece çingeneler kurtulmuş. Çünkü gümüşü eritip ilaç olarak almışlar. İlaç firmaları gümüşü piyasadan silmiş çünkü ilaç satamaz duruma gelmişler.Şehir
Merhabalar internette okudum. Gümüş elementi çok sağlıklıymış ve çok ciddi hastalıklara iyi geliyor ve iyileştiriyormuş. Hatta kara veba salgınından sadece çingeneler kurtulmuş. Çünkü gümüşü eritip ilaç olarak almışlar. İlaç firmaları gümüşü piyasadan silmiş çünkü ilaç satamaz duruma gelmişler.

Şehir efsanesi mi gerçek mi?
0
iddaaci
(25.06.17)
evet tamamen gerçek, bilim falan da yalan hep. huzur cehalette.
0
christopher nolan
(25.06.17)
Yahu agir metal bu nasil saglikli olabilir.
0
senialanaglasinalsinsikinicaliyabaglasin_yine
(25.06.17)
Bence erit de ic bakalim (not: yapma sakin seninle alay ediyorum, inanabilecegini dusundum saka yaptiktan sonra).
0
Traveller
(25.06.17)
şimdi okuduğun o metindeki bütün gümüş kelimelerini inek boku ile değiştir; okunduğunda hiçbir farklılık hissettirmiyorsa yani gümüşe has gümüşün neden sağlıklı olduğuna dair herhangi bir sebep ve dayanak sunmadan anlatılmış bir metinse bunu neden inanılabilir bulduğunu sorgulamanı tavsiye ederim.
0
neseranni
(25.06.17)
Evet doğru.
Günde yarım çay bardağı içiyorum hergün.
0
mahone
(25.06.17)
kobuzchu kiz
(25.06.17)
Gümüş nitrat yeni doğanlarda gonokok enfeksiyonu için damla şeklinde kullanılmaktaymış ancak bunun dışında hiçbir şekilde gümüşe maruziyet sağlıklı değil. Uzun dönemli toksikoloji raporları internette mevcut, gümüşe maruziyette ufak dozlarda ilk olarak dokularda ve cildinizde metalik birikmesi olacak ve cilt renginiz değişecek ve yazıldığı üzere metalik bir renk alacaktır. Bu gümüş zehirlenmesinin ilk belirtisidir. Ancak öyle eritip içmelerde filan direkt beyin hasarı, ölüm bile olabilir. Yer altı kaynağı, içme sularından gümüş oranları kontrol edilir, fabrika işçilerinin vs soluduğu gümüş oranları denetlenir.

www.atsdr.cdc.gov
0
neferkitty
(26.06.17)
tabi lan ic manyak misin?

bu adam da senin gibi dusunup icmis ce sirinbaba ya donmus


youtu.be


acikcasi ben bilim yerine boyle alternatif tip adi altinda hurafeleri tercih edenleri destekliyorum; cehaletlerinin bedelini hep sağlıklarini hem de paralarini kaybederek oduyorlar
0
scars dont fade
(26.06.17)
Silverdin krem de gümüş içeriyor. Gümüş içeren bandajlar da mevcut. Antimikrobiyal özellikleri de biliniyor. İlaç firmaları gümüşü saklamıyor, aksine avuç içi kadar gümüşlü bandajı dünyanın parasına satıyor. Onedio'da yazmışlar element patentlenemediği için saklıyorlarmış da bilmemneymiş. Gümüş-Ekşiduyurat diye tuzunu yaparsın veya kontrollü salınımlı tablet yaparsın yine patente başvurursun. Satamıyorlar çünkü içmek yutmak zararlı. Dışarıdan sürebileceğin güvenli formlarını zaten yapıyorlar.
0
Lim5
(26.06.17)
100 yıl önce için evet. şu an bildiğimiz antibiyotikler yokken belki en iyi ve az zararlı antibakteriyel maddeydi gümüş.
0
orpheus
(26.06.17)
buyur burdan al:
www.ebay.co.uk
0
late viper
(26.06.17)
(5)

e-ALES sınavı sabah saat kaçta yapılır?

asuturias
sb..
sb..
0
asuturias
(25.06.17)
hocam öyle bir sınav yok. eminim olmayacak da. adama kağıt kalem verip matematik, türkçe mantık çözdürdükten sonra bunun neresi daha e-ales?
0
blue eyes white dragon
(25.06.17)
ilk sınav deneme şeklinde olmuş, bu da mı öyle olur ki?
0
🌸asuturias
(25.06.17)
e-yds gibi olursa 14.30'da olabilir.

@blue eyes: www.osym.gov.tr
0
kobuzchu kiz
(25.06.17)
e-yds gibi olma ihtimali yüksek +1
0
i m cool with that
(25.06.17)
Olursa kaçta olur 14.30da olur. çünkü denemeyi o saatte yaptılar, e-yds ler o satte oluyor, ankaradaki merkez cehennemin dibinde vs.

Fakat gençler bu sınava bel bağlamayın. deneme sınavı yapmadan önce tüm seneyi kapsayacak şekilde sınav takvimi açıkladılar. Ama ne hikmetse deneme sınavı sonrası tüm bilgileri kaldırdılar. Büyük ihtimalle beklenmedik sorunlarla karşılaştılar. Yaparsalar 2018 takvimine koyarlar gibi geliyor. Duyuruda bir kaç kez denk geldim bu sınava bel bağlayanlar var sanırım. ön uyarımı yapayım.
0
ManikD
(26.06.17)
(1)

KCG101 - karakalem çizime giriş

attirmayin makedonun kafasini
bir adet 4B kalemim, birer adet de 0,5 ve 0,3 uçlu kalemim var.bir silgim ve sıkça kullandığım pamukumla bence çogzel resimler çizdim.fakat ben işi ilerletmek istiyorum. kurs falan görecek durumda değilim ama sanırım düzgün malzemeler kullanarak bir nebze kendimi geliştirebilirim.http://urun.gittigi
bir adet 4B kalemim, birer adet de 0,5 ve 0,3 uçlu kalemim var.
bir silgim ve sıkça kullandığım pamukumla bence çogzel resimler çizdim.

fakat ben işi ilerletmek istiyorum. kurs falan görecek durumda değilim ama sanırım düzgün malzemeler kullanarak bir nebze kendimi geliştirebilirim.

urun.gittigidiyor.com
şöyle bir şey gerekli midir?
böyle bir şeyi kırtasiyelerden daha az maliyetle toplayabilirmiyimdirimdir?

teşekkür ediyorum.
iyi bayramlar.

ekleme: bir de kömür bloğu falan diyor. resimleri çizdikten sonra tenekeye atıp hepsini birrden tutuşturmak için mi? :)
0
attirmayin makedonun kafasini
(25.06.17)
kömür kalemle çizmeyecekseniz gerek yok, düz karakalem seti alın daha iyi. Ama kömürle çalışmak da keyiflidir. Derwent'in kömürleri de kara kalemleri de güzel. Kurs konusunda, çok güzel tutorial videoları var işte, faydalanın :)

Öyle bir şeyi doğru kırtasiyede daha ucuza belki bulursunuz ama internetten almak daha uygun olur sanki. Güzel sanatlar fakültesi olan şehirlerde direkt GSF öğrencilerini hedef alan, çizim malzemesi çeşidi bol kırtasiyeler var, onlardan bulursanız deneyip de alabilirsiniz ama internet>düz kırtasiye.

Kömür kalem/blok mevzusu şu: www.youtube.com (evet tutuşabilir bence)

edit: tahtakalehobi.com'dan yapıyorum ben kırtasiye alışverişimi, çeşit çok.
0
kobuzchu kiz
(25.06.17)
(2)

hangi ''amerikan tanrıları'' ? (neil gaiman)

bir fincan kahve ile film izlemek
bu araları dizisiyle gündeme gelince merak edip diziye başlamadan önce kitabı okuyayım dedim. daha önceden inkılap yayınevi'nden çıkıyormuş, şimdi de ithaki basıyor. ikisinin çevirmenleri farklı.inkılap basımı, meritokrasi arşivimde varmış. aslında bedava da okuyabilirim fakat ithaki baskısını okuya
bu araları dizisiyle gündeme gelince merak edip diziye başlamadan önce kitabı okuyayım dedim. daha önceden inkılap yayınevi'nden çıkıyormuş, şimdi de ithaki basıyor. ikisinin çevirmenleri farklı.

inkılap basımı, meritokrasi arşivimde varmış. aslında bedava da okuyabilirim fakat ithaki baskısını okuyanlar daha iyi bulduysa gidip onu alayım. sayfa sayıları da farklı iki yayınevinde, neden öyle anlamadım.

bir de ithaki'nin de iki versiyonu var. birisi özel, ciltli basım. ''yazarın tercih ettiği metin'' diye belrtmişler. bunun sebebi nedir?
www.dr.com.tr

bu da ithaki'nin normal baskısı
www.dr.com.tr

bir kitap okuyayım dedim, kılı kırk yararken kafam karıştı.
0
bir fincan kahve ile film izlemek
(25.06.17)
İnkılap baskısını okumadım, karşılaştıramıyorum ama İthaki'nin "yazarın tercih ettiği metin" diye belirttiği baskı onuncu yıl özel baskısı. Daha önce editör tercihi doğrultusunda kitaptan çıkarılan bölümleri de içeriyor. Ben sadece bu ciltli baskıyı okudum, o yüzden ilk baskısıyla ne kadar fark var onu da söyleyemiyorum.
(Sayfa sayısı farkına çok takılmayın İnkılap-İthaki karşılaştırmasında. Kitabın boyutu, kullanılan yazı tipi hep etkiler sayfa sayısını.)
0
kobuzchu kiz
(25.06.17)
İthaki - yazarın tercih ettiği metin +1
Ben bir kitabın çevirisinden bu kadar etkilendiğimi hatırlamıyorum.
0
love my way
(25.06.17)
(5)

Arkadaşımın Nikah+Yemeği için Elbise

fasulyek
Eylül başında yakın arkadaşlarımdan biri evleniyor. Nikah sonrasında yemek olacak belki sonra dans etmeli bir yere de gidebiliriz.Hali hazırda altın rengi ince bantlı topuklu ayakkabılarım var aslında ona uygun bir şeyler olsa fena olmaz bu nar çiçeği ile gider.https://www.trendyol.com/TRENDYOLMiLLA
Eylül başında yakın arkadaşlarımdan biri evleniyor. Nikah sonrasında yemek olacak belki sonra dans etmeli bir yere de gidebiliriz.
Hali hazırda altın rengi ince bantlı topuklu ayakkabılarım var aslında ona uygun bir şeyler olsa fena olmaz bu nar çiçeği ile gider.
www.trendyol.com
bu fazla klasik belki ama vucut yapıma böyle elbiseler çok yakışıyor.
www.trendyol.com
ya da bütçeyi arttırıp iddalı bir elbise mi alsam?
www.trendyol.com
bu da sonuncu
www.trendyol.com

Tipimi de tarif edeyim esmerim. Belime kadar oldukça koyu kahve saçlarım var ve beyaz tenliyim. Boyum ortalama 167, Gögüslü (85C) ve popoluyum, belim kilo alsam da ince bacaklarım bileklerim de ince ondan uzun elbise giymek istemiyorum.
0
fasulyek
(24.06.17)
1. güzel
2. dediğin gibi çok klasik. demode duruyor ayrıca. dansa filan hiç uygun değil.
3. 1. fotoğrafta bordo kalanlarında cart kırmızı duruyor. iddialı evet ama beğenmedim.
4. çirkin.

en oluru 1 bence. ama benim önerim şu.
www.trendyol.com
şahane bence.
0
elorelia
(24.06.17)
ben de beğendim bu elbiseyi ama memeleri napcaz :D
o cup yapışkanlı sütyenler kesinlikle olmuyor bana. kim k gibi koli bantlasak mı :)
0
🌸fasulyek
(24.06.17)
1 numarada omuza degen iki parca var. dikkat dagitiyor. yani ne omuz dekolteli ne de degil. ikisi arasinda kalmis hem o olsun hem bu olsuncu insan profili cizmisler giysiyle.

ben senin sana yakistigini soyledigin siyahi begendim.

evet, tatildeyim ve sikintidan patliyorum.
0
alperz
(24.06.17)
O askılar bana güzel geldi. Peki altın rengi ince ayakkabı ıle güzel olur diyorum çanta olarak nasıl bir şey alsam?
0
🌸fasulyek
(24.06.17)
Ben en çok klasik siyahı beğendim.
Hem kırmızı hem yıldızlı hem işlemeli hem tüllü hem göğüs dekolteli hem sırt dekolteli hem hareketli kollu olanı beğenmedim. Tam bir "kim giyiyor lan bunları" diye merak ettiğim elbise örneği.
İlk elbise de güzel.
0
kobuzchu kiz
(24.06.17)
(2)

Kitap / tür tavsiye?

therevo
Iyi aksamlae.. için de soygun, plan olan kitaplar önerebilir mısınız ? Ya da IMDb gibi bir listesi var mı bu işin, soygun deyip listelesin bana ya da bi kitap yazayım benzerini oneren bir site falan var mı ?
Iyi aksamlae.. için de soygun, plan olan kitaplar önerebilir mısınız ? Ya da IMDb gibi bir listesi var mı bu işin, soygun deyip listelesin bana ya da bi kitap yazayım benzerini oneren bir site falan var mı ?
0
therevo
(21.06.17)
www.goodreads.com
www.goodreads.com
www.goodreads.com
www.goodreads.com

Şöyle listeler var, kitapların benzerini de bulabilirsiniz Goodreads'de ama tabii Türkçe olması gerekiyorsa çevirisi var mı diye bakmak gerek.
0
kobuzchu kiz
(21.06.17)
Türkçe olsa pek daha güzel olurdu ama teşekkür ederim yine de. Ikisine baktım da turkcesi var mı diye pek yok gibi. Zor olcak bu sekilde
0
🌸therevo
(21.06.17)
(5)

teknede tatil için ecza çantası

zenc
selamlar 1 hafta teknede tatil yapacağız.. şu ilaçları alacağız yanımıza başka tavsiye var mı?mide bulantısı ve tekne tutması için emedurgüneş yanığı için silverdinsinek ısırığı için fenistil jelalka seltzerağrı kesici
selamlar 1 hafta teknede tatil yapacağız.. şu ilaçları alacağız yanımıza başka tavsiye var mı?

mide bulantısı ve tekne tutması için emedur
güneş yanığı için silverdin
sinek ısırığı için fenistil jel
alka seltzer
ağrı kesici
0
zenc
(21.06.17)
Yara bandı ve batticon, temel pansuman gereçleri
0
kobuzchu kiz
(21.06.17)
denizde sinek olur mu bilmem ama sinkov (hani vücuda sürülen sinek kovuculardan)

yarabandi
sonucta teknede olsanız da kıyılara yakın ya da marinalarda olursunuz. çok da abartmaya gerek yok.
0
balik kraker
(21.06.17)
zehirli balık ve arı sokmasına karşı da bi krem falan bulundurun.
0
cokponcik
(21.06.17)
ignesi batan balik (iskorpit miydi ne), denizanasi ve deniz kestanesi saldirilarina karsi bir ilac, krem her ne yapiliyorsa

dikis ignesi

alerjik reaksiyonlara karsi bir seyler
0
jimicik
(21.06.17)
Alerji +1
Epipen veya türevi birşeyler sorun anaflaktik şok için. Basit bir arı sokmasından insan ölebiliyor.
0
physcos physcos
(21.06.17)
(7)

Göz kremi seçemedim

kobuzchu kiz
Duyurunun bakımlı hanımlarına (beyler de olur) sorum var. Şu üç kremden hangisi?https://www.dermoeczanem.com/bionnex-sensitiva-yuz-bakim-kremi-50ml-37687https://www.dermoeczanem.com/sebamed-lifting-eye-cream-15mlhttps://www.dermoeczanem.com/vichy-slow-age-eyes-15ml(Yaş 33, cilt hassas ve kuru, kızar
Duyurunun bakımlı hanımlarına (beyler de olur) sorum var. Şu üç kremden hangisi?

www.dermoeczanem.com
www.dermoeczanem.com
www.dermoeczanem.com
(Yaş 33, cilt hassas ve kuru, kızarmaya çok meyilli)

Başka öneriniz varsa onu da alırım ama kozmetik fiyatlarını görünce insanlar aklını oynatmış diye düşündüğüm için ne kadar ucuz olursa o kadar iyi. 500 liraya 10 gram krem mi olur, o ne lan!

Bir de, bu dermoeczanem iyi di mi, önceki duyurulara baktım da baya memnun gibi kullananlar?
0
kobuzchu kiz
(21.06.17)
hiçbirini kullanmadım ve roc'un bu sınıfta nispeten daha kaliteli olduğunu annemden bildiğim için yazayım dedim.
insanlar la roche posay de çok kullanıyorlar, memnunlar sanırım.

her ihtimalde vichy'den falan daha iyidir diye düşünüyorum.
aynı sınıfın markaları olduğu için fiyatlar çok fark etmeyecektir ya da belki 30-40 lira oynar.
ucuz olması tercih sebebi, evet, ama göz çevresi de şakaya gelmiyor.

edit:
clinique'in fiyatı yüksektir diye bakmamıştım, evet bence de clinique o zaman.
0
blatta hiberna
(21.06.17)
clinique pep start öneririm. vichy nin fiyatında ama çok fazla iyi yorum duyduğum bir krem. hem de aynı boy

www.dermoeczanem.com
0
interview with the vampire
(21.06.17)
dermoeczanemden alışveriş yapıyorum ben memnunum.

hiçbirini kullanmadım ama artık dermokozmetik ürünlere marka takıntısı yapmaya başladım içlerinden alacak olsam vichy'i alırdım.
0
cabiday
(21.06.17)
clinique pep start nemlendirici/kırışık önleyici değil de morluk şişkinlik için sanki, bana gereken nemlendiren bir şeyler.
0
🌸kobuzchu kiz
(21.06.17)
morluk veya şişkinlik için değil sadece.
nemlendiriyor da. emin olamazsanız youtube da yorumlara bakabilirsiniz.
0
interview with the vampire
(21.06.17)
kiehls'ın avakado kremi bence, kullandığım en iyi nemlendirici göz çevresi bakım kremi.
0
kulakligin calismayan teki
(21.06.17)
Ben kullanmadim ama Kiehl'sin kremini gercekten cok tavsiye ediyorlar. Benimkini bitirince almayi dusunuyorum.
Bunlar disinda cok onerilenler La Mer The Eye Concentrate, Clarins Super Restorative Total Eye Concentrate ve Shiseido Future Solution LX Eye and Lip Contour Regenarating Cream ama hepsinin fiyati ucuk fiyatlar.

Benim denediklerimden en duzgunu Clinique All About Eyes Rich idi. Cilt yagli ise All About Eyes, kuru ise All About Eyes Rich ise yariyor.

Yalniz su durum var, 33 yasinda 20 yasin hafif nemlendirici kremleri de olmaz, 45 yasin "Enkaza gecit yok!" kremi de olmaz. Yukarida gosterdigin kremlerin ilk ikisi 20 yas kremi, ucuncu krem ise cilde gore normal de gelebilir, hafif de kalabilir. La Roche Posay'in iyi oldugunu soyluyorlar gercekten ama o da cildine asiri bagli. Ayni sekilde Clinique Pep Start da 20'li yas icin daha uygun. Cilt yasin 20'lerde ise olur ama cilt yasi 40'lara yaklasti ise bunlarin yangina tukurukle mudaheleden farki yok. BareMinerals Brilliant Future Age Defense & Renew Eye Cream da cevrede varsa, duruma gore uygun olabilir.

Bu arada, Neutrogena'nin Rapid Repair Wrinkle'i odul aldi fiyat/performans konusunda. Hem goz kenari hem dudak kenari koruyor ve best multi tasking product odulu de aldi. Daha iyi urunler var ama "Bu fiyata bu kadar olabilir" konusunda onu tavsiye ediyorlar.

Avene'inkinin de guzel oldugu soyleniyor.
0
aychovsky
(21.06.17)
(8)

Matt Damon burada ne diyor?

afush
Merhabalar,Bir videodaki İngilizce 2 kelimeyi tam anlayabilmek için fikrinizi sormak istiyorum.Videonun linki:https://www.youtube.com/watch?v=Jf4hSjUNInUMatt Damon kız arkadaşının uyumasından bahsettikten sonra kahkahalar geliyor ve "I, seriously. I ....... "1:08-1:09 civarı anlamaya çalıştığım bölg
Merhabalar,
Bir videodaki İngilizce 2 kelimeyi tam anlayabilmek için fikrinizi sormak istiyorum.


Videonun linki:
www.youtube.com


Matt Damon kız arkadaşının uyumasından bahsettikten sonra kahkahalar geliyor ve "I, seriously. I ....... "
1:08-1:09 civarı anlamaya çalıştığım bölge.

"I cooked bun." diyor olabilir mi?
0
afush
(21.06.17)
I seriously, I could've but... I had a ponytail back then. ben böyle anladım.

konuşmanın öncesinde sinirlenmekle ilgili bi muhabbet geçiyor sonra bu da başından geçeni anlatıyor. kız arkadaşının evine gitmiş sonra kız uyumuş burada gerçekten olabilirdim ama atkuyruğu saçım vardı (dalga geçiyor) diyor.
0
bohr atom modeli
(21.06.17)
@bohr atom modeli Teşekkür ederim ama aslında "nuts" sinirlenmekle alakalı değil, aşırı sevinçten çıldırmakla ilgili kullanılıyor. Bahsettiği akşam, Oscar kazandığı akşam :)
0
🌸afush
(21.06.17)
aa doğru pardon herhalde tam nuts kısmından başlamışım.
0
bohr atom modeli
(21.06.17)
Otomatik altyazı saçmalamış sanki, "I could have but..." gibi geldi bana da.
0
kobuzchu kiz
(21.06.17)
i could have but demis. cooked bun dememis. o gece kiz arkadasim evine gittik kiz arkadasim uyudu, sevisebilirdim gerci

boyle demis. i could have but sevisebilirdimi kastediyo.
0
baldur2
(21.06.17)
öncesinde sunucu diyor ki, ödülü aldığın gece ne hissettin, delirdin mi?
Matt damon: o geceyi çok iyi hatırlıyorum, kız arkadaşımın evine gittik o uyudu ve
could've but ...diyor yani yapabilirdim, delirebilirdim diyor.
devamında da I had a ponny tail back then diyor. Buradaki espri de; did you go nuts (delirdin mi) sorusuyla alakalı.sincaplar hep fındık (nuts) yer ve bonny tail (at kuyrukları vardır)

konuşmanın devamında da zaten kız arkadaşı uyurken ödülle yalnız kaldığında yaptıklarını anlatıyor.
0
tallguy
(21.06.17)
@tallguy çoook teşekkürler harika bir cevap oldu :)
0
🌸afush
(22.06.17)
rica ederim :)
0
tallguy
(22.06.17)
(2)

blog önerisi

rhan
Kendi kullanımım için blog sayfası oluşturmak istiyorum. Ne kullanayım? Sadece ben göreyim. Link, resim müzik vs kategori oluşturup özel bir blog oluşturayım.
Kendi kullanımım için blog sayfası oluşturmak istiyorum.
Ne kullanayım?
Sadece ben göreyim.

Link, resim müzik vs kategori oluşturup özel bir blog oluşturayım.
0
rhan
(20.06.17)
Tıkla, izle, dinle, git, oku gibi kategori oluşturmak istiyorum
0
🌸rhan
(20.06.17)
blogger ya da tumblr
0
kobuzchu kiz
(20.06.17)
(4)

Yemek saklama

simbolmina
Bekarım ve yalnız yaşıyorum. Yemek işi için şöyle bir planım var. Bir kerede birkaç çeşit yemek yapıp plastik tablotlara koyayım ve yemek istediğimde tablotu çıkarıp mikrodalgaya atıp ısıtayım. Plan nasıl? Bu sizce ne kadar sağlıklı ve yemeği dondurucuya mı koymam lazım yoksa normal büyük kısma mi?
Bekarım ve yalnız yaşıyorum. Yemek işi için şöyle bir planım var. Bir kerede birkaç çeşit yemek yapıp plastik tablotlara koyayım ve yemek istediğimde tablotu çıkarıp mikrodalgaya atıp ısıtayım. Plan nasıl? Bu sizce ne kadar sağlıklı ve yemeği dondurucuya mı koymam lazım yoksa normal büyük kısma mi?
0
simbolmina
(19.06.17)
Babam uzun süre köyde kalacağı zaman yapıyoruz bunu, taze dondurulup bir kez ısıtılınca çok da sağlıksız olmasa gerek. Yemek uzun süre kalacaksa dondurucuya.

urun.n11.com şu tiplerin küçüklerini kullanıyoruz biz, bölmeden ısıtmak için.
0
kobuzchu kiz
(19.06.17)
1-Mikrodalgaya girebilen bir kap olması lazım.
2- Kurumamaları ve sağlam kalmaları için üstünün kapalı olması lazım.
3- her ürün için saklama süresi değişir, bazıları hiç dondurucuya girmez, bazıları dolapta dayanmaz. Hem pişirmekte kullandığınız ürünlerin de önceden donmuş olup olmadığını bilmeniz önemli.

Son nokta bu tür konularda son müracaat Anne'dir. Ona sorun o hangi yemek için nasıl olabileceğini büyük ihtimalle anlatır.
0
cursor
(19.06.17)
Türkiye'de bulamadım ama şöyle bir şeyler buldum. Bunlar is görür sanırım.

www.amazon.de
0
🌸simbolmina
(19.06.17)
Ben de Pazar gününden yemek yapıp hafta içi yiyorum, stoktan eritiyorum. Normalde 3 günden sonra besin değeri azalıyor, örneğin kanser hastalarına 'Yemeğiniz en fazla iki günlük olsun' derler ama 5 gün de sağlıklı bir insan için çok sağlıksız bir durum değil.

Mikrodalgada ısıtmak yerine ocakta ısıtmak daha mantıklı. Şu anki işyerimde öğle yemeği yok. Ya dışarıdan söylenecek ya evden getirilecek. Hatta evde de yemek yasağı olduğundan bir süre dışarıdan yemek zorunda kaldım. İşyerinde ise mikrodalga var, başka türlü de yemek ısıtılamıyor; o yüzden başka seçeneğim yok pek. Ben de bu şekilde yapıyorum az çok ama mikrodalganın kolesterol ve kan değerleri açısından zararlı olduğunu belirten çalışmalar var.

Normal kısımda saklamak daha mantıklı ama 4-5 günü geçecekse yukarı konabilir. Çözüldüğünde tadı kaçabilir oldukça.

Mikrodalgaya plastik veya metal sokmayın. Renkli veya desenli tabak da sokmayın, eski teknoloji mikrodalgalar boyayı tabaktan alıp yemeğe ekleme konusunda başarılı, siz görmeseniz bile. Yeni mikrodalgalarda bazen eski teknolojileri kullanabiliyorlar. O yüzden güven olmuyor pek. Sadece desensiz ve renksiz cam tabak kullanın. Desen o kadar sorun olmuyor da, cam görünümlü ama plastik içeriği olan bir tabak olmasın. Şöyle bir şey olsun, %100 cam olsun.
www.zuccaciyeburada.com

Ya da Pyrex tarzı saklama kaplarının cam olanlarında saklayabilirsiniz. Şunların cam olanları olur (Tabii kapağını çıkarın koymadan önce)
www.pyrexware.com

En temizi ise Borcam'da saklamak ve sahan/tava gibi bir şeyde ısıtıp yemek.
0
aychovsky
(19.06.17)
(2)

Duyuruda sadece son 4sayfayı mı goruntuleyebılıyoruz artık?

solenkol
Sb
Sb
0
solenkol
(19.06.17)
Yukarıda bugün seçiliyse son 24 saat kaç sayfa ediyorsa o kadar.
Her bir şey'e gidince hepsi.
0
kobuzchu kiz
(19.06.17)
hayır, 299'a kadar yolu var.
0
nrmnm
(19.06.17)
(7)

sözlükte djokovic neden cokoviç?

diffarentiationation
bütün isimler türkçe okunuşu ile mi yazılmalıymış neden böyle?
bütün isimler türkçe okunuşu ile mi yazılmalıymış neden böyle?
0
diffarentiationation
(19.06.17)
Mariya şarapova diye başlık var. Çok takılma yani.
0
sutlu nescafe
(19.06.17)
Djokovic İngilizce yazım çünkü. Sharapova da İngilizce yazım. Türkçesi varken neden İngilizce yazalım ki?
0
dissendium
(19.06.17)
26369
(19.06.17)
Romanizasyon ile ilgili. Bu adam Sırp olduğu için adı Kiril harfleri ile yazılıyor. Kiril harflerini Latin'e çevirirken hangi dle çevirdiğine göre eğilip bükülüyor. Çünkü aslında tam karşılık sesi diğer dillerde olmayabiliyor, her dilde en yaklaşık sonuca çevriliyor. Aynı şekilde, Anton Çehov da var.

Edit: Adamın adı Новак Ђоковић diye yazılıyor, istediğin gibi çevir. Aslında o harf tam bizdeki c gibi değil, biraz daha c harfinin hafif sinek vızıltılısı gibi ama d de var başında çok hafifimsi. Bir anda 'Dzjızzt' de, bu anlamsız kelimeyi hızlı oku. O d'yi azalt hafif ve sonra da en sondaki t'yi at. Tam o harf işte. Aslında tam Roman karşılığı dž gibi, ama şu ž harfi olmadığından İngilizler buna en yakın olarak j kullanıyorlar. Örneğin, Cansever de aslında Djan sever. Bizdeki en yakın karşılığı c.

Bir örneği de Kristof Kolomb'un asıl adının Cristobal Colon olması ve her dilde kendi yazılışının olması. Gerçi onunki doğrudan Latin alfabesi ama, böyle yapmışlar, nedendir bilmem.
0
aychovsky
(19.06.17)
shakhtar şahtar olmuş o günden sonra inancımı yitirdim.
0
bohr atom modeli
(19.06.17)
Çünkü www.tdk.org.tr

Rusça özel adlar yazılırken Rus harflerinin ses değerlerini karşılayan Türk harfleri kullanılır: Bolşevik, Brejnev, Çaykovski, Çehov, Dostoyevski, Gogol, Gorbaçov, İlminskiy, İlyiç, Katayev, Klyaştornıy, Malov, Mendeleyev, Prokofyev, Puşkin, Şolohov, Tolstoy, Yeltsin; Moskova, Omsk, Orenburg, Petersburg, Volga, Yenisey vb.
0
kobuzchu kiz
(19.06.17)
djokovic sirpca degil ingilizce cunku. sirpca yazamayacagimiza gore, turkceye uyarliyoruz, ingilizceye degil.
0
baldur2
(19.06.17)
(4)

essential oil - bunun Turkiye'de muadili nedir ne kadardir?

sen de başını alıp gitme ne olur
Merhaba,Mesela su urun gibi essential oil olarak satilan urunlerden Turkiye'de nerede buluruz? Ederleri ne kadardir? https://www.amazon.com/ArtNaturals-Aromatherapy-Top-16-Essential-Oil/dp/B01M1A5RRT/ref=gbps_tit_s-3_e9fb_ed60e8f5?smid=A19PMLP68RZHKX&pf_rd_p=4a61b383-8767-4471-a83a-ab3d2bd4e9fb&pf_r
Merhaba,

Mesela su urun gibi essential oil olarak satilan urunlerden Turkiye'de nerede buluruz? Ederleri ne kadardir? www.amazon.com

Tesekkurler
0
sen de başını alıp gitme ne olur
(18.06.17)
Bunların çoğunu aktarlarda bulursunuz, minik şişelerde satılıyor. Fiyatlarını bilmiyorum.

Edit:
www.hepsiburada.com
www.aktarzane.com
www.e-arifoglu.com
0
kobuzchu kiz
(18.06.17)
Dermoeczanem.comda florame markasinin satiliyor. Baska markalarin da var. Korendy.com da guney koreden getirtilip satiliyor.
0
neferkitty
(18.06.17)
cok tesekkurler. inanilmaz pahaliya satiyorlar ama yahu. aktara sormak lazim bir de demek ki.
0
🌸sen de başını alıp gitme ne olur
(18.06.17)
yağların bi kısmınıda aşagıdaki sitede geçerken görmüştüm



www.baharatkervani.com
0
zkara
(22.08.23)
(4)

Dudak üstü lekeler

curukturpkokusu
Dudak üstümde bıyık şeklinde güneş lekesi var. Son 2 yılda güneşli yerde yaşayınca ortaya çıktı. Çok kafama takıyorum ve uğraştıkça daha kötü oldu sanırım. Acnelys expigment kayısı üzüm çekirdeği yağı denedim farklı zamanlarda geçmedi. Artık laser gibi birşeyler yaptırmayı düşünüyorum ama burada yap
Dudak üstümde bıyık şeklinde güneş lekesi var. Son 2 yılda güneşli yerde yaşayınca ortaya çıktı. Çok kafama takıyorum ve uğraştıkça daha kötü oldu sanırım. Acnelys expigment kayısı üzüm çekirdeği yağı denedim farklı zamanlarda geçmedi. Artık laser gibi birşeyler yaptırmayı düşünüyorum ama burada yaptıramam. Son 2 aydır yvea roche leke serisini kullanıyorum, o da fayda etmedi. Laserle de daha kötü olur mu diye korkuyorum.
Doğal yada diğer yöntemler konusunda önerisi olan var mı? Güneş kremi kullanmaya dikkat ediyorum. Önerilerinizi paylaşırsanız sevinirim. Bir de makyaj yapınca bu bölgeyi kapatmak için ne kullanayım? Güneş kremi sürüp üstüne makyaj yapınca kremin hala etkisi oluyor mu?
0
curukturpkokusu
(14.06.17)
Kırmızı kantaron yağı diyorlar, bir arkadaşım kullanmış ve lekeleri gitmiş ama aylarca düzenli kullanmak gerekiyormuş. Yüzümdeki güneş lekeleri için ben de deneyeceğim.

Güneş lekelerini göz altı kapatıcımla kapatıyorum. Güneş kremi üstüne makyaj da, yüz için üretilen kremler kullanırsanız sorun olmaz. Diğer kremlerde üzerine makyaj yapınca leke yapabiliyor.

Ek: Solante pigmenta kullanıyorum iki yazdır, lekeleri azaltmasa da çoğalmasını engelledi.
0
kobuzchu kiz
(14.06.17)
Nasil giderilecegi konusunda bir fikrim yok ama kapatmak icin corrector kullanabilirsiniz. Üstüne de concealer. Anlatmaya usendim ama bu blogda anlatilmis nasil kullanilacagi, gecmis olsun :)
beyazdetaylar.blogspot.com.tr
0
duru arsnova
(14.06.17)
Bir kuaförün beceriksizliği sonucu bende de oluşmuştu bu lekeler. Aşırı sıcak ağdayı sürmüştü, çok tahriş oldu, sonrasında güneşe çıktım ve malum.. 2 yaz o lekeyle gezdim, ne yaptıysam olmadı, kapatmak dışında.

Şimdi kendiliğinden geçmiş durumda, ama bunu sadece yazın değil, yaz-kış hava kapalı yağmurlu olsa da 50 faktörlü kremi sürmeden çıkmamama bağladım. Ve o bölgeye ağda yaptırmadım bir daha.
The body shop'un 50 faktörlü kreminden kullanıyorum. Üzerine makyaj yapıyorum, çabuk emildiği için sıkıntı olmuyor. Makyaj için kremin emilmesini beklemek lazım bence, diğer türlü yüzüne sürdüğün makyaj malzemeleri kremin homojen şekilde dağılmasını önleyebilir.
0
peggy
(14.06.17)
biodermanin white objective serisi var - ozellikle gece kremi, lazerden once onu da bir deneyin isterseniz. lazeri zaten yazin yaptiramazsiniz. gecen sene bendekileri biraz acmisti, hatta bu sene benim de ayni sekilde dudak ustunde oldu, ben de alacagim.
onun disinda yaz kis gunes kremi sart.
0
kassiopeia
(14.06.17)
(4)

Burada geriatri uzmanı var mı?

kobuzchu kiz
(Psikiyatr ya da psikolog da olur sanırım. Benzer tecrübesi olanları da dinlemek isterim.)Mevzu şu. Kimlik kaydına göre 89, kendi söylediğine göre 87 yaşında bir anneannem var, bizimle yaşıyor. Yaşının getirdiği unutkanlık ve kafa karışıklıkları yaşıyor. Evde olmayan insanlar arıyor (Erhan'ın küçük
(Psikiyatr ya da psikolog da olur sanırım. Benzer tecrübesi olanları da dinlemek isterim.)

Mevzu şu. Kimlik kaydına göre 89, kendi söylediğine göre 87 yaşında bir anneannem var, bizimle yaşıyor. Yaşının getirdiği unutkanlık ve kafa karışıklıkları yaşıyor. Evde olmayan insanlar arıyor (Erhan'ın küçük kızı buradaydı, nereye gitti? Çocuklar uyudu mu, üstlerini örtün... gibi sorular, kimin evinde olduğunu bilememek, annemi ben zannetmek vb.)

Şimdi, çocuklar gitti uyudu tamam dersek aklına takılıyor, sabahın köründe evde oda oda gezip çocuk arıyor. Çocuk falan yok diye ısrar edersek daha da aklı karışmış gibi gözüküyor. Bunun doğrusu nedir, he diyip geçmek, itiraz etmemek mi gerekir? Yoksa tekrar tekrar doğrusunu söylemek mi lazım? Biz ne yapalım böyle durumlarda? Cevaplar için peşin teşekkürler.
0
kobuzchu kiz
(13.06.17)
benim anneannem de alzheimerdı çok zordur işiniz öncelikle kolay gelsin. çok üstüne gitmeden dikkat dağıtıyorduk genelde konuyu değiştiriyorduk. o da bir süre sonra unutuyordu.
0
sta
(13.06.17)
demans,alzheimer olabilir. Çocuk gibi bakılacak başka çaresi yok. Boya kitabı vs. boyatın. Eğlenceli şeyler yapın, el becerisini güçlendirecek şeyler yapın. Yani çocukların gelişimi için ne yapılıyorsa yine yapın. Başka çözüm yolu yok. Varsa da ben bilmiyorum.
0
westblack
(13.06.17)
@westblack eskiden bolca örgü örüyordu ama eklemleri sağlıklı değil, artık ellerini çok kullanamıyor. Bir de bulmaca çözerdi, yine her gün gazetesini ve bulmacasını alıyoruz ama fazla uğraşamıyor onlarla da.
Çözüm yolu olmadığını biliyorum ama bu aklının karıştığı konularda nasıl davranmamız gerektiğini anlamaya çalışıyorum. Teşekkürler yine de, boyama kitabını bir deneyeceğim :)
0
🌸kobuzchu kiz
(13.06.17)
çok dikkatli olmalısınız. evden kaçma eğilimleri çok yüksek oluyor, geceleri yatarken kapıyı kilitleyin. üzerindeki kıyafetin bir köşesine fln telefon numaranızı adresinizi yazın. ocağı fln açık bırakıyorlar dikkat edin. doktors gidin ve profesyonel yardım alın
0
oscar
(13.06.17)
(5)

Kahve ve zararları

sakar in san
Hergün bir bardak filtre kahve içiyorum. Yaklaşık 2 yemek kaşığı koyuyorum makineye çevremdekiler bu kadarı zararlı diyor.Bardak büyük gerçi o yüzden iki kaşık koyuyorum. İçtikten sonra hafif çarpıntı da oluyor.Hatta bardak şöyle birşey?https://www.hergunyeni.com/on-off-kahve-kupasi-urun604.htmlNe d
Hergün bir bardak filtre kahve içiyorum. Yaklaşık 2 yemek kaşığı koyuyorum makineye çevremdekiler bu kadarı zararlı diyor.
Bardak büyük gerçi o yüzden iki kaşık koyuyorum. İçtikten sonra hafif çarpıntı da oluyor.
Hatta bardak şöyle birşey?

www.hergunyeni.com

Ne dersiniz sözlük ahalisi miktari azaltayim mi?
0
sakar in san
(13.06.17)
Yok yahu o kadardan bir şey olmaz. (Şeker doldurup içmiyorsanız.)
0
kobuzchu kiz
(13.06.17)
@kobuzchu kiz şeker kullanmıyorum.
0
🌸sakar in san
(13.06.17)
iki yemek kaşığı tek seferde çok. kalp ritmini bozar. iki tatlı kaşığı koy ve akşam saat beşten önce tüket.
0
silver apple
(13.06.17)
Hiç bir şey olmaz. Hatta daha çok bardakta içebilirsiniz. Yalnız biraz daha açık için. bir bardak kahve için 2 yemek kaşığı çok. tatlı kaşığı uygun. içtiğiniz bir bardak kahveden kaynaklı kafeinden bu şekil bir çarpıntı olmaz. Sert kahve seviyorsanız da espresso ya da americano gibi seçenekleri değerlendirebiliriniz.

Hiç bir şey ol maz
0
okur olma hakkini sakli tutan ilk yazar
(13.06.17)
Güvenli doz sınırına yaklaşmıyor bile. Rahat ol.
0
arnold schwarzeneger
(14.06.17)
(23)

Anne/baba olmak

Selektivite
Çocuk sahibi olmak istiyor musunuz?Olmak istemiyorsanız, yakınlarınızla bunu paylaştığınızda tepkileri nasıl oluyor?Çocuk sahibi olmak istemediğimi söylediğimde, hiç mi olmak istemiyorsun? genç yaşta mı olmak istemiyorsun? vs. gibi sorularla karşılaşıyorum. Bir kadın anne olmak istediğini söylediğin
Çocuk sahibi olmak istiyor musunuz?
Olmak istemiyorsanız, yakınlarınızla bunu paylaştığınızda tepkileri nasıl oluyor?


Çocuk sahibi olmak istemediğimi söylediğimde, hiç mi olmak istemiyorsun? genç yaşta mı olmak istemiyorsun? vs. gibi sorularla karşılaşıyorum. Bir kadın anne olmak istediğini söylediğinde herkes olumlu karşılarken neden olmak istemediğini söylediğinde bu kadar anormal karşılanıyor,mutlaka olması gereken bir şeymiş gibi davranıyorlar?
Çevremde her türlü görüşe sahip olan insan var. Hepsi ortak bir paydada buluşuyor, "çocuk sahibi olmak başka bir şey, mutluluk kaynağı. Mutlaka anne-baba olmalısın. "
Benim kaçırdığım bir ayrıntı var da farkında mı değilim?
0
Selektivite
(12.06.17)
Bana da aynı şeyleri söylüyorlar ki ben öyle kesin bir şekilde karşı değilim.
Maddi olarak çok iyi bir durumda olmam gerek çocuk istemem için, eğitim masraflarını karşılayabilecek en azından bir ev alabilecek durumda olmam gerekir diyorum.
Etrafımda kimse böyle düşünmüyor, kendine zor bakan insanlar çocuk yapıp duruyor ve bunun çok güzel bir duygu olduğunu söylüyor tamam annelik güzeldir de o çocuğu böyle sıkıntılar çekeceği bir hayata getirmek haksızlık değil mi?
Ve çok büyük bir sorumluluk beni biraz da korkutan bu.
0
mutekebbir
(12.06.17)
İstiyorum.

Bir sağlık sorunun var mı yok mu diye merak ediyor olabilirler. Üremek, canlıların ortak özelliklerinden biri. Böylesine bir temel bir şeyin insanların dikkatini çekmesi çok normal. Çocukları herkes sevmeyebilir ama çocuk bir yatırımdır aslında. Dünya için, ülke için bir şanstır. Anne ve baba için de bir şanstır. Çocuk olunca yalnız kalmazsın. İki yaşındaki bebek bile yalnız kalmanı engeller. Çocuklar büyüyünce ailelerine destek olurlar. Yaşlandıkları zaman bakacak kimsesi olmayan bir sürü insan var. Bunlar basit gibi görünüyor ama hepsi hayatın gerçekleri.
0
dissendium
(12.06.17)
Ben de istemiyorum hiç. Hatta bağlatmayı bile düşündüm ne varsa. Yakınlarımda herkes karsı çıkıyor. Sevecek birini buldugumda isteyecegımı düşünüyor. Halbuki böyle değil. Zaten kimse için cocuk yapmam.Hele bir erkek için asla. Bir kadın olarak maddi ve manevi gücüm yeterliyse çocuk düşünürüm ancak. Ne yazık kı erkekler genelde yaparken olayın içinde olmaya bayılıyorlar,sonrası foss.Sorumluluklar hep kadınların üzerinde. Boşanmış bir sürü tanıdıgım var, hepsi zor durumda. Yeni ilişkilerini de baya etkiliyor çocuk olayı.
Gelecekte cocuk sahibi oldugum kişiden ayrılırsam daha sonra bu yüzden sıkıntı da çekmek istemiyorum. Çocuga harcayacagıım parayı,gezilere yatırmak tercihim.Fikrim de yüzde bin beş yüz değişmicek
0
maria puder
(12.06.17)
bu soru daha 1000 sene falan sorulacak sanırım. çocuk sahibi olmak istemeyen ve "neden istemiyorsun" diyenleri anlamayan kadın... yahu istemiyorsanız istemiyorsunuzdur, bırakın ne düşünüyorlarsa düşünsünler. istemiyorum diye kestirip atacaksınız.

ben kararsızım. çocuk süper bir şey bence ama korkunç büyük bir sorumluluk. gözüm yemez gibi geliyor.
0
der meister
(12.06.17)
İnsanın en temel içgüdüsü üremektir. Sen bu en temel içgüdüye karşı çıkıyorsan tuhaf karşılanmanı tuhaf karşılamaman lazım. O kadar üst insanım ki varoluş amacımı bırakıp çocuk sahibi olmak istemiyorum diyenlere gülüyorum ben mesela.
0
devilred
(12.06.17)
çocuk sahibi olmak, anne olmak istiyorum.
ama mutluluk kaynağı olduğu için değil.
mutlu olmak için çocuk yapmak, dünyada yapılabilecek en büyük yanlışlardan biri.
ve insanlar bunu sürekli yapmaya devam ederek, çocuklarına da yazık ediyorlar.
0
blatta hiberna
(12.06.17)
ben istiyorum ilerde bir gun. su an icin kendimi ebeveyn olacak kadar birikimli biri olarak gormuyorum, daha cok kendimle ilgilenmeliyim simdilik. ayrica belirli sartlarin da olusmasi gerek.


istemeyene de neden istemiyorsun demem; sorumluluk istemiyordur, kendini yeterli gormuyordur, her ne kadar klise de olsa dunyanin bir 40 sene sonraki halini gozunde canlandiramiyordur vs vs.

cocuk istemiyorum diyene sasirmak sadece bizim milletimize ozgu bir sey degil ama, alismak gerek.
0
fraise
(12.06.17)
Ben erkegim. Istemiyorum cocuk. Madden ve manen hele su sartlarda su ulkede istemedigim bir sorumluluk. Benim o cocuga karsi sorumluluklarim var. Nasi hayatini madden ve manen garanti edebileceksin. Ne kazaniyorsun. Nerede yasiyorsun. Sen baba olma nitelginde misin. Hayir.
0
brad pitt
(12.06.17)
@mutekebbir Sadece küçüklüğümden beri anne olayım, bebeklerimle ilgileneyim gibi bir düşüncem olmadı hiç. Çocukları seviyorum ama bana ait olmadıkları sürece. Bu konuda çok haklısınız, miniklerin hiç suçu yok, gelecekleri için yeterli koşullar sağlanmadan çocuk sahibi olmak büyük bencillik ve haksızlık.
@dissendium sağlık sorunu olayını düşünmemiştim. Siz de olumlu taraftan bakmışsınız konuya. Her çocuk bir yetişkine dönüştüğünde ailesine destek olmuyor, tamamen bireysel bir hayat yaşamak isteyenler de oluyor.
@maria puder Bana da gerçekten doğru kişiyle karşılaştığımda isteyeceğimi söylüyorlar. Siz de gerekli koşullar sağlandığında çocuk düşünüyorsunuz anlaşılan.
@der meister ben bu konuda netim zaten ama gerçekten kaçırdığım bir şey olmasını istemiyorum. O yüzden farklı görüşlere ihtiyacım var. Çocuk isteyen herkesin gerekçeleri hemen hemen aynı gibi, o yüzden bir de burada yorumları almak istedim.
@devilred fikirlerinize saygı duymakla beraber, üst insanlık gibi bir iddiam olmadığını belirtmek isterim.
@blatta hiberna siz bilinçli bir anne olacaksınız,buna inanıyorum.
@vegas, @fraise @brad pitt gerekli şartlar sağlandığında bu fikre olumlu bakıyorsunuz.
0
🌸Selektivite
(12.06.17)
İstemiyorum. Ya ne gerek var ayak bağına falan? Annem torun göremez diye üzülür en fazla, kimsenin ne diyeceğimi de s. değil zaten. Çok isteyen kendisi +1 yapsın benim yerime.
0
doxanikee
(12.06.17)
Hayir sartlar saglandiginda olumlu bakmiyorum. Zaten o sartlarin saglanmasi da mumkun degil ki. Ben istemiyorum her seyden bagimsiz. Sahsen ben istemiyorum.
0
brad pitt
(12.06.17)
O kadar üst insanım ki varoluş amacımı bırakıp çocuk sahibi olmak istemiyorum.
Ülke, ekonomi, dünya kalabalığı falan gibi bir sürü rasyonelleştirme yapabilirim ama yok, çoğalmak yönünde bir istek yok bende.
0
kobuzchu kiz
(12.06.17)
anne baba olmak konusuna çok fazla anlam yüklendiğini düşünüyorum. ozellikle ebeveyn olmak istemeyenler bu konuyu gereksiz fazla onemsiyorlar. Çocuk dünyaya getirmek istememek gayet doğal. Evrimsel açıdan üremek bundan daha doğal.
Ben hayata zevkler ve deneyimler çerçevesinden baktığım için doğurmak ve o hissi tatmak isterim.
Bu dünyaya çocuk mu getirilir, zaten nüfus çok fazla doğal kaynaklar tükeniyor vb. bahaneleri garip buluyorum. çünkü devasa petrol sirketleri dunyayi mahvederken bunu cocuk dogurmayak protesta etmeyi mantikli bulmuyorum. maksimum 50 sene sonra artık bu dünyada olmayacağım için çok da umrumda değil. senin çocuğun sana benim çocuğum bana.
0
betsy
(12.06.17)
Çocukları oldum olası sevmedim. Hiç sevimli bulmadım. Bana göre çocuklar gürültücü ve bencil canlılar. Sana bağımlılar ve çok büyük bir çoğunluğu nankör oluyor.

Anne baba isen elini kolunu bağlıyorlar. Yapmak istediğin hiçbir şeyi yapamıyorsun, tüm hayatını çocuklarının istek ve ihtiyaçlarına göre şekillendirmek zorundasın. Uyku saati, mama saati, okul saati, zırt saati pırt saati... Atacağın her adımda ona ne olacak diye düşünmek zorundasın. Hasta olur mu? Yaygarayı basar mı? Çocuğu kime bıraksam? Arkadaşlarla kahve içmeye gitsem başına bir şey gelir mi?

Çoğu çocuklu kadın uzun bir banyo yapmayı bile özlemiş. Eşleri sağ olsun çocukları ile çok ilgililer(!)

Kısacası çocuk Türk toplumunda bir kadın için hayatının bir anda 180 derece değişmesi demek. Ve en acısı da bütün gençliğini bu çocuk için feda ettiğinde onun da kendi kanatlarıyla uçup gitmesi. Çoğu bir teşekkür bile etmez. Nankörlük eder.

Çocuk yatırım değildir, peki kabül ancak bu şekilde bir canlı için tüm ömrünü feda etmek bana çok korkunç görünüyor. Hatta hayattaki en büyük korkum çocuk sahibi olmak diyebilirim. Benim tek istediğim sessizlik ve huzur. Ayrıca başına buyruk bir yaşam. Kimse bana bağımlı olmasın, ben de kimseye olmayayım istiyorum ama insanlar rahat bırakmıyorlar. Tavşan gibi ürüyorlar ve senden de aynısını bekliyorlar.

Ben artık insanlara kendimi açıklamaya uğraşmıyorum. Çocuk sahibi olma bahsi açılınca sessiz kalıyorum, yorum yapmıyorum çünkü nedenlerimi her seferinde sayacak takatim yok. Saysam bile anlamazlar, uzaylı görmüş gibi bakarlar. Sana da aynısını tavsiye ederim.
0
i m cool with that
(12.06.17)
10 dk sevisiyorsun cocuk oluyor. Asil amac cocuksa 3 dk.da da halledilirken anne baba olmaya bu kadar anlam nasil yukleniyor merak ediyorum. Bir de kadin calisiyor erkek calisiyor cocugu hftasonlari goruyorlar. Daha da kotusu erkek calisiyor kadin tun gun evde ve hayati cocuk bakmakla geciyor. Cocuk da zaten mahalle mektebine godiyor 15 yasinda McDonalds ve benzerlerinde calisiyor. Aptal bir bolum okuyor. Kendine topluma bir faydasi olmuyor. Boyle kitleler yetisiyor. Yani daha ne cocuk isteyesin. Cok israr eden olursa soyle onlar bakacaksa evlat edinebilirsin. Zaten 2 cocugun varsa 3.yu isterler. 3 varsa 4.yu...
0
Traveller
(12.06.17)
Kararim degismicek, hic bir kosulda cocuk istemiyorum.Yazimdan bu cikmasi lazimdi:)Bir cok anne pisman ayrica.
0
maria puder
(12.06.17)
istemiyorum, mantıklı gelmiyor mevcut şartlarda. hormonlarım da kabarmadı, ''baba ol baba ol'' demiyor :)

maddi olarak iyi olmak lazım, iyi çevrede iyi bir eğitimle yetiştirmek lazım vs vs. ki bunlar olsa bile çocuk yapıp ayak bağı neden edineyim ki kendime diye düşünüyorum. üreme içgüdüm yok be ciddi ciddi :)
0
soft
(12.06.17)
Ayrı ayrı cevap yazamadıklarım da dahil, görüşleriniz için teşekkür ederim (:
0
🌸Selektivite
(12.06.17)
anne baba olmak evet mutluluklarin en güzelidir. hele dogum anina sahit olmak ermek icin yeterlidir. ömründe bu tecrübenin kiyisindan bile gecmemis insanlarin agiz dolusu laflar etmesi onlar adina üzücü. ki cogu günün birinde o laflari tek tek yutacaklar.

bence yasami anlamli kilan sey, ister senin geninden olsun, ister baskasinin geninden(evlatlik) bir cocugu yetistirip, iyi bir insan yapmak.

elbette bilincli, anne ve babanin birbirlerine destek olarak, bol bol okuyup, destek alarak anne baba olmak cok önemli.
0
ingenieur und musiker
(12.06.17)
Çocuk sahibi olmak istemiyorum. Bir kaç kez aile, arkadaş ya da başka ortamlarda konusu açılıp bunu söylediğimde sanki çok garip bir şey söylemişim gibi "aaa nasıl istemezsin, olur mu öyle şey" falan diyorlar. sanki herkes default olarak çocuk yapma isteğiyle yanıp tutuşmalıymış gibi düşünüyor insanlar genelde. yok evlenince istersin, yok ilerde fikrin değişir vs diyerek ikna etmeye çalışıyorlar bir de. hormonlar ya da başka bir sebeple fikrimin değişeceğini pek zannetmiyorum.

zaten çocuk sahibi olanlar da, bilinçsiz bir şekilde çocuğun geleceğini hiç düşünmeden tamamen bencil amaçlarla çocuk sahibi oluyor genelde. ilerde bana baksın, canımız sıkılmasın, evde ses olsun vs. çok saçma bence, çocuk sahibi olunduğunda ona iyi bir gelecek sağlayıp onu en iyi şekilde yetiştirmek gerekir. ilerde o çocuğun kendi ayrı hayatı olacak, belki başka bir ülkede yaşayacak ve yaşlanınca bakılmayı bırak göremeyeceksin bile.
0
nesenbilneben
(12.06.17)
Hiç kimse sizin hayatına karışamaz. Zorla sizi anne-baba yapacakları yok.

Ancak erkekler ve kadınlar için en ideal anne-baba olma yaşı 25-30 yaşları arası. Bundan sonra da tabii ki anne-baba olunabilir, ancak pek çok açıdan işler zorlaşıyor. İnsanlar da muhtemelen kendi tecrübelerinden faydalanarak, sonradan kararınızı değiştirirseniz, sizin için zor olur diye uyarıyor.

İyi düşünülmesi gereken bir karar bu. Yine de istemem derseniz kim ne diyebilir...


.
0
kartallar yuksek ucar
(12.06.17)
Kendim ve sevgilim gibi birini yetiştirmek istiyorum aslında. Ne bileyim doğa seven hayvan seven duyarlı insanların sayısını arttırabilsem keşke diyorum.

Ama bu ülkede çocuğum olsun istemiyorum. Bir kere onu devlet okuluna gönderemem, liseye hatta üniversiteye kadar iyi eğitim alabileceği bir okula gönderebilecek maddi seviyeye ulaşmadan zaten düşünemem. Ulaşsam, oğlumun askerlik yapmasını istemem. Kızımın her gün benim gibi taciz korkusuyla yaşamasını istemem.

Amaan... imkanlar el verse isterim evet. Ama bilmiyorum Altan bilemiyorum
0
mutlusismankedi2015
(13.06.17)
Kadınım ve en azından şimdilik çocuk istemiyorum. 'Belki bir gün ister miyim ki' diye düşünüyorum ama gerçekten hiç ama hiç içimden gelmiyor. Hatta bununla ilgili kaç yıl önce 'Şu çocuk ve nesli devam ettirme geni nerede' benzeri bir duyuru açmışlığım da var. Yok, gelmiyor içimden. Hani, 'Çocuklar ne güzel'ci bir doğam da yok, çocukları sevmiyorum hiç, sevimli bulamıyorum. 25 yaş civarına kadar 'Neden sevemiyorum' diye çok üzülüyordum. Bebek fotoğrafları bana sevimli değil, çoğunlukla çirkin geliyor. Bebek kokusundan da hoşlaşmıyorum. Bir iki arkadaş çocuğu istisnası var ama onun dışında çocuk görünce mutlu olmuyorum, hatta huzursuz, gergin oluyorum. Üniversitedeki en yakın iki arkadaşım deli gibi çocuk seven ve bir yerde oturduğumuzda çocukla konuşan, onlarla oynayan insanlardı. Ben bir oynamaya çalışırdım, iki zorlardım, sonra puflayıp yerime otururdum ve çok da üzülürdüm 'Neden sevemiyorum. Onlar nesini seviyor' diye. Sonra kendimi kabul ettim artık, n'apayım. Resmi olarak çocukları sevmediğimi ilan ettim. Kedi-köpek sevmeyen bir insan için ortamda kedi-köpek olması ne ise, benim için de çevre civardaki çocuk öyle. Bu aşırı sakin, içine kapanık, inek ve büyümüş de küçülmüş gibi çocukları seviyorum ama; onlarla konuşup anlaşabiliyorum. Onun dışında anaçlığa sarılmaya çok çalıştım, olmuyor, bulunamıyor bünyede.

Buna 'Böyle bir dünyaya çocuk getirmek istemiyorum', 'Ay benden sonra Fetret Devri mi olacak' gibi kalıplar veya bahaneler de bulabilirim, ki çok kolay. Sorumluluk ya da dünyanın hali değil derdim, sorumluluğunu da alabilirim. Sorumluluk almak göbek adım. İstememeyi her türlü mantığa yatırabilirim ama hepsinin ötesinde, içimden gelmiyor. Hamilelik sürecini de yaşamak istemiyorum zaten. Zevk almak için sevişeyim ama korunayım ben; libidoyu inkar etmiyorum sonuçta. Demek ki bir yerden bir üreme isteği var ama çok da üremek istemiyorum galiba. Türümüzü devam ettirmek çok da umrumda değil. Türümüzü çok seviyorum, benim insan arkadaşlarım da var; yine de o devam ettirme içgüdüsünü keşfedemedim henüz. İnsanın soyunun kuruyacak olması içimde bir his oluşturmuyor. Düşünmek değil, doğurudan hissetmekten bahsediyorum ve üzmüyor, sevindirmiyor, mutsuz etmiyor, içimde kocaman bir 'Eeeee? Yani?' oluşturuyor. O içgüdü içimden bir yerlerde ise de kazdım kazdım, çıkmadı. Sağlam derindeymiş. Doğal seleksiyonla elenecek genlerim ve bu da kötü hissettirmiyor. 'İyiymiş' diyorum. Ben hayatta olmadıktan sonra genlerimin hayatta olması çok da fifi geliyor. Çocukta can bulacağıma veya onun varlığıyla varoluşumu sürdüreceğime düz insan olarak inanmıyorum. Bir de zaten bir nihai amaca da inanmıyorum, rassallığa ve tesadüflere inanıyorum.

10 seneye ne olur bilmiyorum. 20 yaşındayken 'İleride fikrin değişir' dediler, değişmedi. Şimdi de 'Kendi çocuğun olursa seversin' diyorlar. Kuzenim 41 yaşında doğurdu çocuğunu ve doğumundan üç gün öncesinde bile hala 'Ben bu çocuğu isteyip istemediğimden emin değilim' diye ağlıyordu, doğurduktan sonra sevmenin ötesinde taptı. Yine de 'Şimdi var olduğu için canımdan ötem, kendimden değerlim ama hiç olmamış olsa, o dönem hamile kalmamış olsam şimdi istemezdim' diyor. Bilmiyorum, belki ben de öyle olurum. Çocuk istemiyorum ama bir gün çocuk istemeyi istiyorum. Geç kalırsam da evlatlık olur ama istemesem de olmaz sanırım. Zaman gösterecek. Şundan 2-3 yıl önce de evlenmek istemiyordum, belki hepsinin sırası vardır. Kısmet.

Ha, bir tek o bebekte sevgilinin bir parçasının olması fikri güzel geliyor. Sevgiliden bir parçanın içeride olması mutluluk veriyor. Bir kadın kalbinin üstünden bir yerden derisini kesip içine sevgilisinin saçını dikmişti 'İçimde onun bir parçası olsun' diye. Böyle bir psikopatlığa gerek yok ama sevgilinin etinden, kemiğinden bir şeyin bedenin içinde olması huzur ve mutluluk verici.
0
aychovsky
(13.06.17)
(11)

Sosyal medyada ilişki paylaşımı için ne düşünüyorsunuz?

megerse
Sürekli ilişkisiyle ilgili bir şey paylaşanlar, birbirlerine sürekli yorum yapanlar, her dakikasını gösterenler ve tam tersi hiçbir paylaşımda bulunmayanlar, ilişkisi olduğunu bile anlayamadığınız kişiler hakkında ne düşünüyorsunuz?
Sürekli ilişkisiyle ilgili bir şey paylaşanlar, birbirlerine sürekli yorum yapanlar, her dakikasını gösterenler ve tam tersi hiçbir paylaşımda bulunmayanlar, ilişkisi olduğunu bile anlayamadığınız kişiler hakkında ne düşünüyorsunuz?
0
megerse
(12.06.17)
yaptıkları paylaşımlar kendilerini bağlar diye düşünüyorum ama hiç paylaşım yapmayan; sevgilisi olup olmadığını anlamadığım kişilere sürekli sevgilisini gözüme sokan kişilerden daha sıcağım. şov sevmem.
0
evde liyakat kalmamis
(12.06.17)
Her dakikayı göstermek gereksiz evet ama beraber fotoğraf atmak normal.
0
gazozailacatmauzmani
(12.06.17)
bir arkadaşım 4 aylık ilişkisi boyunca sürekli story'e ve instagram'a sevgilisiyle beraber çekildiği fotoğrafları paylaşıyordu. tabii anormal bir şekilde neredeyse her gün paylaşım yaptığı için çok gözüme batıyordu. terk edildikten sonra 1 hafta boyunca story'de atarlı giderli aşk sözleri ve geceleri slow şarkılar paylaştı. aradan 2 hafta geçtikten sonra sürekli güldüğü, ''ben eğleniyorum haaa'' modunda fotoğraflarını paylaşmaya başladı. uzun uğraşlar sonucu aradan 1.5 ay geçtikten sonra başka birini buldu. şu an film başa sarıldı.
gelelim ne düşündüğüme.
başkası adına utanmanın zirvesini yaşıyorum ve çok çok eğleniyorum. insanların sıkıcı rutin hayatlarını ve ilişkilerini, böylesine bir istekle, tüm detaylarıyla paylaşılmaya değer görmeleri hoşuma gidiyor. benim gibi düşünen 1-2 arkadaşımla bazen toplandığımızda açıp eğleniyoruz. 2. sınıf amerikan sitcomları izlemekten daha eğlenceli bir aktivite tavsiye ederim.
0
steve rogers
(12.06.17)
Bence çok itici bir şey ama sevgili olmanın gerekliliği gibi. Benim de 7 aylık bir ilişkim var. Kendisiyle fotoğraf atmadım ama deliriyor resmen. En son benden utanıyor musun neden saklıyorsun beni herkesten dedi de gönlü olsun diye story e attım. Arkadaş çevrem de aynı şekilde yaptığımı çok saçma buluyor. Sevgilim olduğu belli olmalıymış. Sevgili bul fotoğraf koy ayrılınca sil sonra bir daha başkasıyla koy bir daha sil rutini çok komik.
0
jazzabel
(12.06.17)
Birakiniz yapsinlar diye dusunuyorum.
0
stavro
(12.06.17)
paylaşımda bulunmamak anormal bana göre.
yani sürekli vıcık vıcık olmak zorunda değil insanlar elbette, ama bir insanın profiline baktığınızda, sevgilisinin kim olduğunu görmek için dakikalarca dolaşıyorsanız, bu doğru değil.

yeri gelir geyik yaparsın, yeri gelir sırnaşırsın, fotoğraflar paylaşırsın vs.
ama "ortalıkta" olmak önemli bence.

zaten ilişkide sürekli diyalog olmalı.
sosyal medya da sürekli bulunulan mecralardan biri olduğu için sosyal medyadaki diyalogun zayıflığı, normalde de bir mesafe, soğukluk ya da en azından bir eksiklik anlamına gelir bence.
ki sosyal medyada çok aktif değilim, instagramım bile yok.
ona rağmen böyle düşünüyorum.

insanların ilişkileriyle ilgili yaptıkları paylaşımlardan da rahatsız olmam, tam tersine bazı fotoğraflara falan bayılıyorum.
aşık insan görmenin nesi rahatsız edici olabilir ki?
tabii gösteriş için yapılınca biraz gülünç olabilir, o ayrı.
0
blatta hiberna
(12.06.17)
laçkalaşmadığı müddetçe fitim ama allahın her günü de paylaşım yapılmaz ki ya. bir şeyleri kimselere ispatlamak zorunda değilsiniz. ama ne yazık ki laçkalaşıyor.

bu durumla ilgili en güzel karikatürü de paylaşayım.

2.bp.blogspot.com
0
blue eyes white dragon
(12.06.17)
ben uçan sineğe bile "ÖYLE UÇULUR MU İTOVLİT" diye bağırıp kızabilecek kadar uyuz bir herifim. gelgelelim sosyal medya hesaplarına yapılan bu eleştirileri anlamlandıramıyorum. abi komik ve eğreti geliyor olabilir ama sonuçta onun kişisel hesabı o. ne paylaşmak istiyorsa, ne paylaşınca iyi hissedecekse onu paylaşır. ben de ulusa sesleniyorum bazen facebook'ta. 150 arkadaşım bile yok ama "neden komünizme ihtiyacımız var" deyip altı kitaplık yazı yazıyorum. beğenmeyen "sie oç" diye yorum yazıyor, kimisi gönderilerimi engelliyor yani olması gereken bu değil mi?

ben de ilişkisini, çocuğunu vs. insanların gözüne sokanları biraz dingil ve çiğ buluyorum ama sonuç olarak bu onların hesabı ve onlar böyle yapmak istiyor. sevmiyorsam gönderilerini görmemeyi tercih ediyorum, bana ne.
0
der meister
(12.06.17)
Hicbir paylasimda bulunmayan insan ozwlini sakliypr filan degil yeni akternatifler pesindedir. Evdeki sevgili beklesin ama kizlar beni bekar sansin. Ha bunlarin amsalak olup senelerce kiz arkadaslarimla prensip geregi fotograf cektirmiyorum deyip sizden ayrilmadan bulduklariyla boy boy fotograflari olup boy boy paylasan serefsiz modelleri de vardir, bakarsiniz cektirmeyen adam instagramina bile koyar olmus bunlari. Koymayan adam o yuzden privacy diye gelmesşn bana, ortamlarda bekar takiliyordur, baska da bir amaci yoktur.
0
lallala
(12.06.17)
Sosyal medyadan ilişkimle ilgili hiçbir şey paylaşmıyorum. Sevmediğimden değil, sakladığımdan değil, alternatifleri yolarım. Facebook'un benim için o kadar "kişisel" de değil. Linkedin'in gevşeği gibi. Patronuma söylemeyeceğim veya göstermeyeceğim bir şeyi Facebook'ta yayınlamam. Her türlü iş arkadaşım ve akrabam ekli ve resmi bir şey olmadığı sürece paylaşmam. Ha sevgiliyi eklerim, beğenirim ve laf atarım duruma göre, sadece arkadaşlara açık olsa ya da yakın aileye açık olsa yine gösteririm ama 10 yılda iki kere gördüğüm hala, idare amiri Necati Bey, eski ve yeni öğrenciler, eski ve yeni patronlar, vb'ye karşı özel hayatımı açmak istemiyorum. Ha evlensem "Evlendim" derim, ötesinde yine paylaşacağımı düşünmüyorum, taş çatlasın bir iki foto olur. 10 yıl olmuştur herhalde hesabı açalı, hesabı açtığımda birlikre olduğum kişi ile yıllar yıllar süren bir beraberliğim de oldu. İlişki durumunu değiştirmedim ya da fotoğrafımızı koymadım hiç. Şimdi de koymuyorum. Zaten ilgili yakın çevre kiminle ilişkide olduğunu biliyor. İlgisiz yakın çevre de her şeyimi bilmeyiversin. Instagram'ım yok zaten.

Sürekli sevgili ile paylaşımlar yapan kişi hakkında da bir şey düşünmüyorum. Arada güzel fotoğraf görürsem beğenirim.
0
aychovsky
(12.06.17)
Yine aycho+1 (Aycho evlenelim mi?)
Ek olarak, sürekli çok aşığız çok mutluyuz çok geziyoruz çok gülüyoruz ÇOK AŞIĞIZ DEMİŞ MİYDİM diye gözümüze sokanların gerçekten mutlu olduklarına inanasım gelmiyor, IRL eksiklerini sosyal medyada kapatmaya çalışıyorlar sanki.
Ha arada eşinin doğum günü için çok tatlı not yazıp kutlayan, ara sıra bir tatil fotoğrafı, bir eğlence fotoğrafı koyan çiftler var. Onlar benim canım. <3
0
kobuzchu kiz
(12.06.17)
(7)

Alçı yapma tekniği

Cursed Chico
Bir iki çatlak var tabanda. ONlara alçı yapayım diyorum.Alçı çabuk kuruyan. Hemen kuryacak. kap da yok spatula da yok.BIçakla yapabilir miyim? Karıştırırken önce su sonra mı alçıyı atsam? Nasıl anlayacğaım kıvama geldiğini?
Bir iki çatlak var tabanda. ONlara alçı yapayım diyorum.

Alçı çabuk kuruyan. Hemen kuryacak. kap da yok spatula da yok.

BIçakla yapabilir miyim?

Karıştırırken önce su sonra mı alçıyı atsam? Nasıl anlayacğaım kıvama geldiğini?
0
Cursed Chico
(11.06.17)
Ekmek hamuru kıvamını biraz geçince sür. Elinle bile sürersin. Biraz kuruduktan sonra nemli bir süngerle üstünden tekrar geç. Kaymak olur.
0
alperz
(11.06.17)
Bıçakla düzeltmen biraz zor olabilir çünkü tamamen düz olduğu için ucunu değdirmek zor olacaktır. Islak bir kaşığın arka kısmıyla ufak hareketlerle daha düzgün olacaktır ancak mala düzgünlüğü kadar olmayabilir çatlak küçükse sıkıntı olmaz.
0
neferkitty
(11.06.17)
Estetik kaygım yok. Delik kalmasın , yeter.

www.koctas.com.tr

bu olur mu mesela ya da bu www.koctas.com.tr

çabuk kurumaması için napmak lazım. Kapta hemen krursa?

Kap da yok zaten de. poşette yaparım sanırım
0
🌸Cursed Chico
(11.06.17)
rigips'ten 1 kilo al geç. spatula falan filan boşver. bi tane yoğurt kabında yaparsın.
0
alperz
(11.06.17)
Çabuk donan bir alçıyı poşette hazırlayamazsın topak olur, plastik bir kap bile olur. suyun üzerine alçıyı yavaş yavaş koy, çabuk donmasını istemiyorsan birkaç damla sirke koyabilirsin. Homojen bir şekilde karıştırırsan delik kalmaz. Islak sünger çok daha mantıklı cidden, bir de ertesi gün su zımparası ile üstünden geçersen kaymak gibi olur.
0
neferkitty
(11.06.17)
dayım geçenlerde evimdeki dediğin gibi boşlukları alçıyla doldurdu. tam alçı olmayabilir, biraz macunumsu bir malzemeydi ama adı alçıydı. Karton kola bardağında karıştırdı, eliyle sürdü, ıslak süngerle de üstünden geçti
0
fallopian
(11.06.17)
Spatula yerine eski kredi/banka kartı vb kalın plastik çok rahat kullanılıyor. Bıçak zor olur.
0
kobuzchu kiz
(12.06.17)
(5)

Kare Karalamaca

clones
Bunlardan almak istiyorum sanırım kitap şeklinde olanları varmış, arama yaptım da çok vardı sizin özellikle alıp da tavsiye edebilecekleriniz olursa iyi olur.
Bunlardan almak istiyorum sanırım kitap şeklinde olanları varmış, arama yaptım da çok vardı sizin özellikle alıp da tavsiye edebilecekleriniz olursa iyi olur.
0
clones
(11.06.17)
Eskiden akil oyunlari dergisi ile beraber karala isimli bir dergi cikardi.turk beyin takimi nin urunleri ben eski sayilari da almistim.karala dergisi diye aratin cilt halinde de satislari var.
Ayrica griddlers diye yabanci bir site var onlar tam profesyonel forumalrinda yarismalar bile oluyor.akilli telefon be tabletler icin de kare karalamaca uygulamasi var bu griddslers sitesinin onlarida cozebilirsin.
0
dunyadan arafa
(11.06.17)
telefondan çözmek pek keyifli olmuyor bu yüzden baskılı bir şey olması daha iyi olur.
0
🌸clones
(11.06.17)
Bende ayni fikirdeyim ama yolculuklarda falan tabletten cok keyifli oluyor.sitede ucgen karalama var benim favorim pdf olarak baski alip cozebilirsin
0
dunyadan arafa
(11.06.17)
Karala dergisi +1 (Eski sayıları bulunuyorsa)
griddlers.net var, oradan çözüyorum ben ya da indirilebilir pdf'lerinden çıktı alabilirsiniz.
0
kobuzchu kiz
(11.06.17)
bu arada ben firmanın ofisine gidip almıştım kadıköyden çok güzel bir dosyalık yapmışlardı.her yıl için ayrı bir dosya içinde 12 adet dergi vardı ve dergilerin tanesi 1 tl idi.firmanın kendi sitesinde de alışveriş imkanı var eski sayılar için mail ile iletişim kurabilirsiniz
0
dunyadan arafa
(12.06.17)
(18)

Şu elbise nasil?

duru arsnova
10 uzerinden puanlayalim. Cinsiyet de belirtirsek super olur. Tenkyu.https://m.zara.com/tr/tr/kadin/elbi%CC%87se/midi/bele-oturan-mi%CC%87di%CC%87-elbi%CC%87se-c718502p4445509.html#origin=shop-cart
10 uzerinden puanlayalim. Cinsiyet de belirtirsek super olur. Tenkyu.

m.zara.com
0
duru arsnova
(11.06.17)
Kızda da iyi boy varmış; 4 E
0
mete kudur
(11.06.17)
Yırtmacı aşırı çirkin, buna anca 4 puan. Düz etek inseydi ya da yırtmaç yanda olsaydı 8. K.
0
kobuzchu kiz
(11.06.17)
Eğer model gibi çok zayıfsanız olur. Yoksa güzel durmaz.

Modelin üstünde 7/10

Genel olarak 4/10
0
la rana
(11.06.17)
Yani, bence kötü fakat ancak böyle bir vücutta giyilebilir yine de. İnce ve uzun.

3
0
MaNOfTheYear
(11.06.17)
5, e
yırtmacın yeri garip geldi
0
passion rules the game
(11.06.17)
3, e yırtmacı kötü duruyor
0
England
(11.06.17)
onedio.com

mankende ki gibi bir fiziğiniz yoksa kötü durabilir +1
genel olarak fena değil ama yırtmacı kötü +1

erkek 5/10
0
basond
(11.06.17)
6, kadın
0
mutlusismankedi2015
(11.06.17)
Yirtmaci ucuz duruyor, guzel degil bence...3/K.
0
cedilla
(11.06.17)
Linki açmadan 4 diye tahmin etmiştim ama o bile çok, 3 veriyorum. K.
0
Lim5
(11.06.17)
Bence 7 si var. Farklı güzel elbise. Alın deneyin yakışmazsa iade. Erkekspor.
0
latsc
(11.06.17)
5/E
0
jamiro
(11.06.17)
Böyle bir yırtmaç ancak bu model gibi bir fiziğin ve boyun varsa yakışır bence de. Bu modelde elbisenin duruşu 7/10 ama genel olarak 4/10 derim ben. K.
0
ms brownstone
(11.06.17)
Elbise cok guzel. Cok begendim. Sen bakma burdaki pacozlara. Modadan ne anlar bunlar. Fizigin duzgunse al giy. Boy varsa super eger yoksa baya zayif olman lazim ama.
Kadin.
0
Pepee
(11.06.17)
erkek
f/p:5
görüntü:3
0
demirr
(11.06.17)
4 e
0
eeb
(11.06.17)
bacaklari aralik ya kizin, bitisikken cok ucuz durabilir bu yirtmac
0
elbar
(11.06.17)
1/10 K

Korse elbiseyi çok ucuz göstermiş. Önde tam orta yerde yırtmaç da çok absürt durmuş.
0
i m cool with that
(11.06.17)
(14)

Dünyanın Sonu

dog day afternoon
Gençler sene 2295 ve dünyada tek bir devlet var. Siz de bu devletin liderisiniz. Başka bir gezegenden Dünya'ya bomba atılmış ve Dünya yok olacak belli kurtuluşunuz yok. Elinizde 9 kişi var ve 6sını kurtarabilirsiniz. Tabi sonrasında insan ırkının devamını sağlamanız gerekiyor. Aşağıdakilerden hangil
Gençler sene 2295 ve dünyada tek bir devlet var. Siz de bu devletin liderisiniz. Başka bir gezegenden Dünya'ya bomba atılmış ve Dünya yok olacak belli kurtuluşunuz yok. Elinizde 9 kişi var ve 6sını kurtarabilirsiniz. Tabi sonrasında insan ırkının devamını sağlamanız gerekiyor. Aşağıdakilerden hangilerini kurtarırdınız:

1. Doktor bir kadın. Ötenazi hakkında kitabı var. Fakir hastalarına kötü davranıyor ve çoğu soruşturmasını parayla çözmüş. 27 yaşında

2. Olimpik atlet. Yaşı ve cinsiyeti bilinmiyor.

3. Yüzme öğretmeni. Yaşı ve cinsiyeti bilinmiyor.

4. Hayat kadını

5. Hamile bir zeka engelli 16 yaşında kız. İlkokul mezunu.

6. Din adamı

7. Radikal düşünceleri olan bir biyolog

8. Tıp fakültesi 3. sınıf öğrencisi olan bir eşcinsel

9. Tecavüzden solayı hapis yatmış bir keresteci.

Sebepleriyle beraber açıklayabilir misiniz?

Not: Vaka analiz sorusudur
0
dog day afternoon
(10.06.17)
5 ve 9
0
partizan
(10.06.17)
6 kişi kurtarabilirsiniz
0
🌸dog day afternoon
(10.06.17)
Uu çok eğlenceli, altı kişiyi yazacağıma kurtarmayacaklarımı yazayım. Din adamını, zekâ engelli kızı ve tecavüzcüyü kurtarmam. Diğerleri meslekleri ya da sağlıklı gen aktarabilme olasılıklarının biraz daha yüksek gözükmesiyle kurtuldu. Keresteciliği falan geçiniz, ihtiyaç durumunda edinilebilecek beceriler onlar.
0
kobuzchu kiz
(10.06.17)
3 tanesini kurtarmıyoruz yani.
O halde 4 kurtarmazdım. hastalık taşıyabilir.
6 kurtarmazdım. dinsiz bir gelecek harika olurdu.
9 kurtarmazdım. suç işlemiş birisinden kurtulmuş ve daha iyi nesillere yol açmış olurduk.
0
dafuq
(10.06.17)
1,5 ve 6 dışındakileri kurtarırım. Sebebi o insanlarla insan ırkının devamını sağlamak istememem. diğerleriyle gayet güzel sağlarım.

Keresteciyi ve de hayat kadınını şundan dolayı kurtarırım, yeni dünyada, kerestecinin olması demek bomba atılmış ve yerleşimin olmayacağı bir yerde ağaçlardan yeni yaşam kurulması gerekliliği açısından iyi olur ayrıca bu suçu işlediğine dair kesin bir bilgi yok belki masum ve boş yere yatıyor içerde. mesela 1 de kesinlik var o kadın kötü biri., hayat kadını da neslin devamı açısından daha rahat yardımcı olabilir yeni gruba.
0
makarnavodka
(10.06.17)
baya uzun yazıyodum ama kobuzchu kız tam dediklerimi kısaca yazmış ona +1 veriyorum kısaca
0
nundu
(10.06.17)
Zihinsel engelli kız, tecavüzcü ve eşcinsel hariç diğer altısını kurtarırım. Bana göre dünyanın yeniden dirilişi için bu üçüne gerek yok. Üstelik insanlığın genlerini de bozarlar.
0
etna
(10.06.17)
5-6-9 hariç diğerleri
0
basond
(10.06.17)
Bende kurtarmayacaklarımı yazayım.

1-tecavüzcü 2-hayat kadını

sonuncu da zorlandım ama seçersem engelli kız olurdu.
0
alt4y
(10.06.17)
5-6-9 Kurtarmam gerisini kurtarırım.

1- Kötünün iyisi, ötenazi hakkında görüşlerim olumlu bence daha fazla yaygın ve yasal olmalı, insanlar çok acı çekiyor.
2- Sporcu iyidir.
3- Öğretmen en azından yüzmek de güzeldir bir zararı yok.
4- Dürüst olurlar, memlekete lazım.
5- Gelecek nesiller adına bir tehlike hemde cahil, verilen bilgiler ışığında bırakırdım bunu.
6- Evlerden ırak.
7- Can abim.
8- Eşcinsel bir insanın zararını hiç görmedim daha.
9- Neyini kurtarayım bunun.
0
gozu acik sevisen yahudi
(10.06.17)
2-3-4-5-6-8
0
fyodor fyodorovic
(10.06.17)
ben bütün seçimimi "insan neslinin devamını sağlamak" amacı üzerine yapacağım.
bu yüzden yaş ve cinsiyeti belirtilmemiş iki seçeneği (2, 3) dışarıda bırakıyorum.

1, üreme çağında bir kadın. üstelik doktor.
4, mesleği önemsiz. kadın oluşu daha önemli.
5, birincil amaç neslin devamıysa "hazır" hamile, (bu tekrar hamile kalabileceği anlamına da geliyor) bir kadını dışarıda bırakamayız.
6, damızlık.
7, damızlık.
8. cinsel yöneliminden bağımsız olarak, sonuç itibariyle sperm üretebilen bir canlı. damızlık.

böylece kadın erkek dengesini nispeten sağlamış ve üreme potansiyelini epey arttırmış olduk.
0
filteria
(10.06.17)
4, 5, 9' u baştan elerdim. sağlıklı genlere ve psikolojik anlamda, her anlamda sağlıklı bir topluma ihtiyacımız var.

ihtiyacım kalmayınca 1 ve 6' nın icabına bakardım. 1' i rehabilite etmeye calısırdım, olmuyorsa hakikaten icabına bakardım. din adamının karakterine bağlı. eğer akıllı biriyse ve inancını kötü niyetli kullanmayacaksa durabilir.
0
yuvarlanantencereninkapagi
(10.06.17)
gideri varsa 1 geriye kalanlar ölsün
0
mirty
(10.06.17)
(7)

yaptığınız en özgüvenli/cesaretli hareket?

passion rules the game
özgüvenli hareket biraz garip bir sıfat oldu da. böyle cesaretinizin tavan yapıp da o an bir şeyler yaptığınız neler var?şunu yazınca aklıma geldi; (bkz: #68742805)ne düşünmüştüm, niye yaptım, ne olmuştu fikrim bile yok şu an. bir daha da olmadı zaten aynısı sadfsd.sizin böyle bakıp da ya nasıl ces
özgüvenli hareket biraz garip bir sıfat oldu da. böyle cesaretinizin tavan yapıp da o an bir şeyler yaptığınız neler var?
şunu yazınca aklıma geldi; (bkz: #68742805)
ne düşünmüştüm, niye yaptım, ne olmuştu fikrim bile yok şu an. bir daha da olmadı zaten aynısı sadfsd.
sizin böyle bakıp da ya nasıl cesaret etmişim dediğiniz neler var? pişman oldunuz mu?
danke.
0
passion rules the game
(10.06.17)
yolcuları sardalya gibi dizen otobüs şoförüne herkesin duyabileceği şekilde verip veriştirmek, uyarmak, bağırmak falan. bunu geçen yıllar içinde 5-6 kez yapmış olmak.

diğeri; karşıdan karşıya geçmeme yaklaşık olarak 1 saniye falan sabredemeyen ve korna çalan terbiyesiz taksicinin, 10 metre sonra ışığa takılıp başka araçlara dan dun korna çalması, kornanın normal değil tren kornası gibi olması, aşırı rahatsız etmesi, yerli yersiz çalması gürültü kirliliğine canlı canlı tanık olmam, bu yüzden tepemin atması ve gidip taksiciyi uyarmam, sandığımdan terbiyesiz çıkması karşısında sakinliğimi ve kibarlığımı koruyarak ses tonumu agresifleştirmem ve ''acaba beni öldürecek mi'' düşünceleri kafadan geçerken kalp atış hızını da bir nebze arttıran kısa bir tartışma yaşamam.

şimdi diyeceksin ki bu ne yaa. yaşadığım hayat ne yazık ki bundan daha fazla özgüven gerektiren bir şeylere sahne olamayacak kadar sönük ve zavallıcaydı. fakat bunların kendi içinde cesaretle alakasını küçümsemeyelim. ''serçe parmağın bana çarptı'' deyip yoldan geçen adamı kurşun manyağı yapan sürüyle psikopatın serbest elektron gibi gezdiği bir ülkedeyiz. herhangi bir çomarı, yaptığı terbiyesizliğin, saygısızlığın büyüklüğünü kibarlığımı ve sakinliğimi koruyarak bir daha yapmamasını sağlayacak şekilde anlatma girişimi cesaret değilse, biri bana ne olduğunu açıklasın lütfen.

not: erkekim.

bir de hayatımda ilk kez yurtdışına çıktığım, hollanda ve fransaya bir haftalık tek başıma tatile gidişimi özgüvenle niteleyip, helal olsun diyenler var. ben bunu özgüven göstergesi olarak görmüyorum. fakat çevremde söyleyen çok var. bu yüzden yazdım. kısa süreliğine de olsa bu ülkeden katbekat güvenli ve cennet gibi yerlere gitmek özgüven değil şanstır, fırsattır olsa olsa.
0
kisa bisey olsun istemistim
(10.06.17)
yok valla, bu manyaklarla dolu ülkede her şey cesaret gerektiriyor insan ilişkilerinde tabi :) kavga etmeden dert anlatamıyorsun.

benzeri ingiltere'de başıma gelmişti, yanımızda iki kız vardı, üç tane de erkeğiz. kızlar alman, ben türk, bir yunanlı, bir ingiliz. fıkra gibi kadro. önümüzü kesti bir grup velet. hayatımda kimseye fiske vurmamışken ilk yumruğu yedim ve düştüm, yunanlıyla ingiliz kaçtı. yine üzerlerine gittim de neyse ki çok dayak yemeden kurtarmıştım. polis ilgilenmemişti bile, gelene kadar zaten gitmişti herkes. şimdi olsa topuklardım belki, gerçi kızlar vardı. ama sırf ingilizle yunanlı olsa ne haliniz varsa görün derdim sdfsd kızları koruyacağız da diye erkeklik gururumu ayaklar altına aldırmıştım galiba haahhasdfhsd

gerçi kızlar çok iyi arkadaşımdı ya, yine olsa yine yerim. kavga edecek cesaretin bazen gerekli olduğunu o gün öğrendim.
0
🌸passion rules the game
(10.06.17)
12-13 yaşlarındayken 6-7 metre yüksekliğindeki bir duvara halat bağlayıp tırmanmıştım. Teyzeme sık giderdik küçükken. Onların sitesinde bir arkadaş grubum vardı. Oraya her gittiğimizde bir şeyler yapardık. Orada yaşıtım olan bir çocuk vardı. Dağcılık oynardık hep. Bir yerlere tırmanmaya çalışırdık. İlk ben tırmanmıştım zorlu hedefe. Sonra benden cesaret alıp o da tırmanmıştı. Ben de o gün cesaretimin başkalarını cesaretlendirebileceğini gördüm. Kendimi lider hissettim. Güzel bir şeydi. Hiç düşerim de bir yerim kırılır diye düşünmedim.
0
dissendium
(10.06.17)
hayatımda gittiğim en korkunçlu korku evinde arkadaşlarım beni tek başıma diğer odada kalan anahtarı almaya gönderdi. bu ne saçma şey demeyin. biri bile korkudan benimle gelemedi. ben de başta "tamam ben giderim" demiştim ama illa ki birileri gelir sanmıştım yani. bi de diğer odaya gitmek için böyle gizli geçitten sürünerek geçiyorsun falan. üff neyse, bi cesaretle gittim aldım anahtarı ama ömürümden ömür gitti. ruh gibi döndüm geri. allahsızlar :D

not. ergen sanmayın, olay anında yaşlarımız: 26, 27, 31 , 33. 2 kız 2 erkektik ve ben 26-kız olandım.

bir de, "zamanında" gezi parkındaydım. her gece "heralde birazdan öleceğim" diye düşünüp ertesi sabah tekrar koşa koşa gitme cesaretini ise nerden aldım bilmiyorum. herkes cesurdu gerçi orada, biraz da bulaşıcı bir şey bu cesaret.
0
istanbul kanatlarimin altinda
(10.06.17)
Annemin bel fıtığı var, hızlı yürüyemiyor. Tıklım tıklım dolu halk otobüsünde en önde oturuyoruz. Şoför kadıncağızın ön kapıdan inmesine müsaade etmek yerine "arkadan inin" diye bağrındı, biz arka kapıya varana kadar kapıyı kapatıp duraktan hareket etti ve bir sonraki durakta inmemiz annemin fazladan 15 dakika yürümesi demek. O otobüsün en arkasından, önümdeki insanları itekleyerek (bir yerden sonra yol açıldı önümde) şoförün üstüne yürüdüm. (Hobbit kadar boyum var.) Bağıra çağıra yol ortasında otobüsü durdurup annemi indirdim. Bir daha olsa bir daha yaparım.

Edit: Yalnız olsam hiç ses etmeden diğer durakta inip yürürdüm sakin sakin.
0
kobuzchu kiz
(10.06.17)
36 ay vadeyle 112000 TL kredi çektim. hem de bu ekonomide...
0
ergenpezeveng
(10.06.17)
Alaska'da yengeç avcılıgına çıkmıştım 10 gün kadar, arada bi aklıma geldikçe şaşırıyorum hala nası yaptım diye
0
mirty
(10.06.17)
(3)

yazı, resim, video ve ses kaydı atmalık sadece benim erişebileceğim bir....

stanhiver
platform arıyorum. sizce ne kullanabilirim bütün bu formatlarda dosya saklamak için? şifrelenebilen blog sayfaları var mı misal?
platform arıyorum. sizce ne kullanabilirim bütün bu formatlarda dosya saklamak için? şifrelenebilen blog sayfaları var mı misal?
0
stanhiver
(10.06.17)
Bulut sistem niye kullanmıyorsunuz? Dropbox, Google Drive, One Drive, Yandex Disk hep bunlar için.
0
kobuzchu kiz
(10.06.17)
google drive
0
yuvarlanantencereninkapagi
(10.06.17)
tumblr
0
pgup
(10.06.17)
(1)

Eskişehir Kalacak Eşyalı Daire veya Apart

basolmbas
Merhabalar,İş dolayısıyla Ağustos ayı itibari ile 7-8 ay belki 1 seneliğine Eskişehir'de yaşamam gerekiyor.Sürenin çok uzun olmaması nedeni ile konaklamamı eşyalı ve abonelikleri açık ve mümkünse depozito veya emlakçı parası vermeden sağlamak istiyorum.Eskişehir'de hiç bulunmadım ve internetten araş
Merhabalar,

İş dolayısıyla Ağustos ayı itibari ile 7-8 ay belki 1 seneliğine Eskişehir'de yaşamam gerekiyor.

Sürenin çok uzun olmaması nedeni ile konaklamamı eşyalı ve abonelikleri açık ve mümkünse depozito veya emlakçı parası vermeden sağlamak istiyorum.

Eskişehir'de hiç bulunmadım ve internetten araştırdığım kadarı ile Yenibağlar ve Eskibağlar tarafının kalınabilecek yerler olduğunu gördüm.

Maksimum bütçem aylık 800 TL civarında olacak.

Bu bütçe aralığı ve şartlar doğrusunda hangi lokasyonlarda kalmam sizlerce mantıklıdır? Hayatın biraz daha canlı olduğu merkezi yerlerde konaklayabilir miyim?

Teşekkür ediyorum :)

Edit: Belirtmemişim, bekarım ve tek kişi konaklamak istiyorum.
0
basolmbas
(09.06.17)
Yenibağlar/Eskibağlar Yunusemre kampüsüne yakın olduğu için hem 1+1 eşyalı bulmak kolay olur hem de öğrenci ağırlıklı olduğundan ortam rahattır. Eskişehir'in en kıyı köşe yerinden en merkezî yerine zaten 45 dakikada gelinir ama bu bahsettiğimiz yerlerden bütün cafe bar restoranlara yürüyerek 15 dakikada ulaşırsınız. Yani bütçenize uygun ev varsa (oralarda kiralar ne durumda hiç bilmiyorum ama 800 liraya rahat bulunur gibi geliyor) Bağlar iyidir.

Osmangazi Üniversitesi tarafında da 1+1 daireler var, arkadaşımın yeğenine eşyalı bir ev tutmuştuk ama okula yakın diye oralara baktık. Merkeze biraz daha uzak kalabilir.
0
kobuzchu kiz
(09.06.17)
(2)

Kısa Film Telif

zor bulunan bir tur kalp bitkisi
Merhaba arkadaşlar bir kısa filmde Teoman'ın bir şarkısını kullanmak istiyoruz nasıl bir yol izlememiz gerekir? Teoman'a ulaşsak o da izin verse yeterli mi? Kimseye sormadan kullansak ne olur?
Merhaba arkadaşlar bir kısa filmde Teoman'ın bir şarkısını kullanmak istiyoruz nasıl bir yol izlememiz gerekir? Teoman'a ulaşsak o da izin verse yeterli mi? Kimseye sormadan kullansak ne olur?
0
zor bulunan bir tur kalp bitkisi
(08.06.17)
kobuzchu kiz
(08.06.17)
teşekkürler
0
🌸zor bulunan bir tur kalp bitkisi
(11.06.17)
(4)

Yaz hobisi

helena
Yazın evde yapabileceğim bir hobi önerebilir misiniz? El işiyle alakalı olabilir mesela. Yazın yağlı boya tablo ve ufak takılar yapıyorum genelde kafam dağılsın diye. İlgi çekici önerilerinizi bekliyorum :)
Yazın evde yapabileceğim bir hobi önerebilir misiniz?

El işiyle alakalı olabilir mesela. Yazın yağlı boya tablo ve ufak takılar yapıyorum genelde kafam dağılsın diye. İlgi çekici önerilerinizi bekliyorum :)
0
helena
(08.06.17)
Fimo (polimer kil) ufak takı ya da heykelcik yapmalık
Hama boncukları
Maket?
0
kobuzchu kiz
(08.06.17)
şu tarz oyuncaklar çok hoşuma gidiyor benim
makeitupto.com
0
istanbul kanatlarimin altinda
(08.06.17)
Ben etamin, kaneviçe tarzında şeyler yapıyorum. Çok zevkli, çok dinlendiriyor insanı.

Şöyle ki:
instagram.com
instagram.com
0
i m cool with that
(08.06.17)
Belki kişisel kullanım için bez ayakkabı, bez çanta vb. şeyleri boyayabilirsiniz. Bunun gibi: picture-cdn.wheretoget.it
0
l arrache coeur
(08.06.17)
(13)

ebeveynin fakülteyi arayıp not-devamsızlık bilgisi alması

kanatlarim var ruhumda
Mümkün müdür? Anne veya babamız fakülte öğrenci işlerini arayıp not veya devamsızlık bilgimizi öğrenebilir mi? Öğrenci işleri bu tür bilgileri paylaşabilir mi?edit: Öncelikle cevap verenlere çok teşekkür ederim, devlet okulunda okuyorum.
Mümkün müdür? Anne veya babamız fakülte öğrenci işlerini arayıp not veya devamsızlık bilgimizi öğrenebilir mi? Öğrenci işleri bu tür bilgileri paylaşabilir mi?

edit: Öncelikle cevap verenlere çok teşekkür ederim, devlet okulunda okuyorum.
0
kanatlarim var ruhumda
(07.06.17)
Zamanında hangi finale girip girmediğimi bile öğrenmişti fakat özel okul onu belirteyim müşteri memnuniyeti şart sonucta klasik işletme:) devlet hakkında fikrim yok
0
lorensoth
(07.06.17)
eger duzgun bir okulsa vermezler. yeni kurulanlardansa veli toplantisi bile yaparlar.
0
alperz
(07.06.17)
Normalde reşit bir öğrenci söz konusuysa öğrenemezler, öğrenci işlerinin paylaşmaması gerekir. Ama hiç belli olmaz.
0
kobuzchu kiz
(07.06.17)
normalde hayır. ancak pratikte bir tanıdık vasıtasıyla, araya adam sokarak vs. öğrenebilirler.
0
zgrydn
(07.06.17)
hayır yasal değil, şikayet edersen paylaşan kişinin memurluktan atılması gerekir.
0
hosein
(07.06.17)
bizim okulda (marmara iibf) ben bile zor öğreniyordum, normalde öğrenememesi gerekir ama öğrenci işlerine kalmış.
0
orange coffee
(07.06.17)
Bir arkadasimin annesi arayip ogreniyordu. Ogrenci islerine gidip bilgilerimin paylasilmasini kesinlikle istemiyorum dersen muhtemelen korkar ve paylasmazlar. Kaldi ki paylasirlarsa sikayet et ki bir daha cesaret edemesinler.
0
evrim halkasi
(07.06.17)
Benim notlarımı birilerinin öğrendiğini duymuştum. İmzalı dilekçe ile Öğrenci İşleri Daire Başkanlığı'ndaki ilgili 2 kişiyi Rektörlük'e şikayet etmiştim. En azından sağlam azar işittiklerini öğrenmiştim. Acımam, net.
0
zagem
(07.06.17)
Yani bunu paylaşmak yasal değil diye biliyorum, haksız mıyım?
0
🌸kanatlarim var ruhumda
(07.06.17)
Kisisel bilgiye girer muhtemelen. Yasal boyutunu bilmiyorum ama etik degil en azindan.
0
evrim halkasi
(07.06.17)
evrim halkasi +1 ama işte burası türkiye :( insanımız maalesef hiç düşünmez bunları.
Boğaziçi odtü galatasaray gibi bir yerde okusan belki paylaşmazlar ama ben de oralarda okumuyorum :/
0
🌸kanatlarim var ruhumda
(07.06.17)
öğrenci işleri gevşek tiplerse (ki genelde gevşek olurlar) muhtemelen biraz ısrarla verirler. bizde kişisel bilgiymiş, bilginin korunması falanmış bu tür şeyler pek gelişmedi.
0
doxanikee
(07.06.17)
doxanikee off tam bizimkileri tarif ettin geçmiş olsun bana :/ öyle hukuk bilen tiplere hiç benzemiyorlar:(
0
🌸kanatlarim var ruhumda
(07.06.17)
Download on the App Store Get it on Google Play
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.